Çocuk Hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk Hikayeleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2016 Pazar

Ferit ve Kerti Hikayesi

Ferit ve Kerti Hikayesi

Ferit, fotoğraf çekmeyi de çektirmeyide çok seven küçük bir çocukmuş. Ferit'in fotoğraflarını yerleştirdiği kocaman bir albümü varmış. Ferit bu albümü kütüphanesinin en güzel yerinde saklar, fotoğraflarının her birine çok değer verirmiş. Ferit'in odasındaki deliğe gizlice yerleşen Kerti adında bir Kertenkele varmış. Kerti zaman zaman bu delikten bakar, Ferit'in fotoğraflarına gösterdiği özeni hayranlıkla izlermiş. Ferit'in fotoğraflarından bazılarını duvarına asması Kerti'nin hoşuna gidermiş. Kerti kendi kendine;

- Keşke benim de bir fotoğrafım olsa da duvarıma assam, deyip dururmuş.

Bir gün Kerti takır tukur sesler duyarak uyanmış. Hemen delikten çıkıp etrafta dolaşmaya başlamış. Birde bakmış ki Ferit'in annesi mutfakta harıl harıl çalışıyor! Mutfak masasının üstü kekler, börekler, pastalarla doluymuş. Çünkü o gün Ferit'in doğum günüymüş! Bir süre sonra kapı çalmış. Ferit'in arkadaşları gelmiş. Ferit onları içeriye davet etmiş. Önce hep beraber birlikte oyun oynamışlar. Sonrada masanın etrafına toplanmışlar. Ferit'in annsi, yaptığı yiyecekleri çocuklara dağıtmış. Bu arada Kerti bir köşeden onları izliyormuş. Herkes iştahla tabağındakileri yerken Ferit atılmış;

- Fotoğraf! Fotoğraf makinamı getirmeliyim. Fotoğraf çekmek istiyorum! Odasına gitmiş.

Fotoğraf makinasını alıp gelmiş. Sırayla herkesin fotoğrafını çekmeye başlamış. Onları izleyen Kerti başını önüne eğip;

- Galiba benim hiç fotoğrafım olmayacak, diye söylenmiş. Ferit'in annesi o sırada;

- Yavrum, hadi sende arkadaşlarının yanına geç. Bende sizi çekeyim, deyip Ferit'ten fotoğraf makinasını istemiş. Ferit makinayı annesine vermiş. Arkadaşlarının yanına geçmiş. Onları bir köşede üzgün üzgün izleyen Kerti'nin aklına o anda bir fikir gelmiş! Kerti kendi kendine;

- Şöyle köşeden köşeden geçsem... Arkadaki duvara tırmansam... O zaman fotoğrafta görünürüm, demiş. Gülümseyerek eklemiş; Kuyruğumu kıvırıp güzelde poz veririm... Acele etmeliyim. Bu fotoğrafta yer almalıyım!

Kerti duvara hızlıca tırmanmış. Kuyruğunu kıvırmış. Fotoğraf çektirmeye hazırlanmış. Ferit'in annesi;

- Gülümseyin, deyince Kerti dahil herkesin yüzünde kocaman bir gülümseme belirmiş.

Çocuklar o günü eğlenceli oyunlar oynayıp güzel resimler çektirerek geçirmişler. Akşam olunca da evlerine dönmüşler. Ertesi gün sabah erkenden Ferit'in annesi fotoğrafları bastırmak için bir fotoğrafçıya gitmiş. Ferit annesini sabırsızlıkla beklemiş. Annesi gelir gelmez fotoğrafları almış, ona teşekkür etmiş. Hemen odasına koşmuş. Fotoğraflara bir bir bakmış. Sıra, bütün arkadaşlarıyla çektirdiğine gelmiş... Ferit o fotoğrafta Kertenkele Kerti'yi görmüş.

- Aaa! Duvarda bir Kertenkele varmış! Oda bizimle poz vermiş, diye mırıldanmış.

Yuvasından Ferit'i izleyen Kerti;

- Acaba benim olduğum fotoğraf nasıl çıktı, demiş kendi kendine. Dayanamayıp Ferit'in yanına gelmiş. Kerti'yi karşısında gören Ferit çok şaşırmış.

- Sen bu fotoğrafta olan Kertenkelesin, diye bağırmış. Sonrada Kerti'ye

- Resmine mi bakmaya geldin? Bak ne güzel çıkmışsın, demiş.

Kerti gülümsemiş. Fotoğrafa bir süre bakmış... "Keşke bu fotoğraf benim olsa..." demiş içinden. Ferit onun bu isteğini anlamış gibi;

- Sanırım sen de bu fotoğrafı çok sevdin. İstersen bu fotoğrafı sana verebilirim. Arkadaşlarımla çektirdiğim en güzel fotoğraftı ama, deyip onu Kerti'ye uzatmış. Kerti çok şaşırmış ve mutlu olmuş. Ferit'e gülümseyip fotoğrafı almış. Yuvasına götürmüş. Duvarının köşesine yerleştirmiş. kerti duvardaki fotoğrafa neşeyle bakarken Ferit de küçük Kertenkeleyi mutlu ettiğini düşünüp seviniyormuş.

Ferit ve Kerti Hikayesi - Çizgi Film Hikayeleri

Ali ve Rüyası

Ali ve Ayşe bu yıl birinci sınıfa başladılar. Ayşe bütün yıl boyunca öğretmenini dikkatle dinledi ve derslerine çok çalıştı. Artık akıcı ve anlaşılır bir şekilde kitap okuyabiliyordu. Ali ise derslerine çalışmadı. Yıl sonu gelmiş, herkes okuma bayramı hazırlıkları yapmaya başlamıştı. Ali ve Ayşe'nin öğretmeni pazartesi günü bir seçme yapacaktı. Anlamlı ve
düzgün okuyabilen öğrencilerden ikisini okuma bayramında sunucu olarak seçecekti. Sunuculardan
birinin Ayşe olacağı kesinleşmişti. Ali ise en iyi arkadaşı ile birlikte sunucu olmak istiyordu. Ali hafta sonu boyunca durmadan kitap okudu. Artık öyle yorulmuştu ki masada uyuyakaldı. Ali birden kendini Kitap Ülkesi'nde buluverdi. Karşısına Okuma Perisi çıktı.

Okuma Perisi :
- Ali keşke sene başından beri düzenli çalışsaydın. Geç de olsa hatanı anlamana sevindim. Gayretin ve pişmanlığın ise beni çok etkiledi. Eğer tatilde çok kitap okuyacağına dair bana söz verirsen sana yardım edebilirim.

Ali :
- Söz veriyorum çok kitap okuyup arkadaşlarım gibi güzel okumayı başaracağım, dedi. Okuma perisi kulağına eğilip bir şeyler fısıldadı. Ali gözlerini açtığında sabah olduğunu fark etti. Giyinip okula gitti.

Seçmeler başlamıştı. Sıra Ali'ye gelmişti. Derin bir nefes aldı ve okumaya başladı. Öyle güzel okuyordu ki herkes hayretler içerisinde ona baktı. Ali'nin rüyası gerçek oldu ve Ayşe ile sunucu olmayı başardı. Verdiği  sözü ise asla unutmadı.
Ali ve Rüyası

Ali ve Rüyası

10 Ekim 2016 Pazartesi

Çiçi Bey ve Dükkanı (Dikkatli Olmak)

Bir varmış bir yokmuş, ormanın birinde Çiçi adında bir keçi yaşarmış. 
Çiçi Bey ve Dükkanı
Çiçi Bey ve Dükkanı (Dikkatli Olmak)
Bu hikaye çocuklara daha dikkatli olmayı öğretmektedir. Eğitici ve öğretici yanıyla çocuk masalları çocukların zeka gelişimine de fayda sağlamakla birlikte çocukların eğlenceli vakit geçirmesine de yaramaktadır.
Çiçi Bey’in kocaman bir dükkanı varmış. Dükkanın içi türlü türlü eşyalarla doluymuş. Ormandaki hayvanlar, aradıkları her şeyi orada bulurlarmış. Bir gün Çiçi Bey dükkanında oturuyorken telefon çalmış. Arayan Koyun Hanımmış.

- Merhaba Çiçi Bey! Kuzucuklarım için iki küçük ceket sipariş etmek istiyorum, demiş Koyun Hanım.

- İstediğiniz ceketleri hemen hazırlayıp oğlum Paçi ile size göndereceğim, diye cevap vermiş Çiçi Bey. Telefonu kapattıktan sonra askıdaki iki küçük ceketi bir pakete sarmış. Paketi Koyun Hanım’a götürmesi için oğlu Paçi’yi beklemeye başlamış. O anda telefon yeniden çalmış. Tavşan Hanım arıyormuş.

- Merhaba Çiçi Bey! Yavrularıma kazak örerken yünüm bitti. Bana üç tane kırmızı yumak gönderebilir misiniz? diye sormuş Tavşan Hanım.

- Elbette, renk renk olan yumaklarımın içinden kırmızı olanlarını sizin için seçeceğim. Oğlum Paçi ile size göndereceğim, demiş Çiçi Bey.

- Tavşan Hanım’ın istediği kırmızı renk üç yumağı hemen paket yapmış. Koyun Hanım’ın paketinin yanına koymuş. Çiçi Bey’in telefonu bir daha çalmış. Bu sefer de arayan Kurbağa Beymiş.

- İyi günler Çiçi Bey! Yeni bir koltuk takımı aldım. Ona uygun tabure arıyordum. Geçen gün dükkanınızda gördüm mantar tabureler geldi aklıma. Bana bir tane mantar tabure gönderebilir misiniz? diye sormuş Kurbağa Bey.

- İyi günler Çiçi Bey! Yeni bir koltuk takımı aldım. Ona uygun tabure arıyordum. Geçen gün dükkanınızda gördüm mantar tabureler geldi aklıma. Bana bir tane mantar tabure gönderebilir misiniz? diye sormuş Kurbağa Bey.

- Tabii ki gönderirim. Yeni koltuk takımınızı güle güle kullanın. Ben mantar taburelerinizi hemen hazırlıyorum, demiş Çiçi Bey. Kırmızı mantar taburelerden birini pakete sarmış. Onu paketlenmiş halde bir köşede duran diğer eşyaların yanına koymuş. Derken oğlu Paçi gelmiş.

- Gel bakalım Paçi... Bugün o kadar çok sipariş aldık ki, ben hepsini paketleyip hazırladım. Şimdi sıra sende. Onları sahiplerine dikkatlice teslim et, tamam mı? demiş Çiçi Bey. Hangi paketin kime ait olduğunu açıklayıp paketleri oğluna vermiş. Paçi sırayla Koyun Hanım’ın, Tavşan Hanım’ın ve Kurbağa Bey’in evlerine uğramış. Her birine paketleri götürmüş. Sonrada doğruca dükkana gitmiş. Onlardan aldığı paraları babasına teslim etmiş. O sırada Koyun Hanım ve Kurbağa Bey kendilerine gelen paketleri açıyorlarmış. Koyun Hanım’ın paketinden iki ceket yerine kırmızı benekli mantar bir tabure çıkmış.

- Koyun Hanım şaşkınlıkla, Bu da ne? Ben tabure istememiştim ki, demiş.

- Kendisine gelen paketi açan Tavşan Hanım da şaşkınmış. Çünkü onun paketinden de üç kırmızı yumak yerine iki küçük ceket çıkmış.

- Kurbağa Bey’e gelen pakette ise mantar tabure yerine üç kırmızı yumak varmış. Yumakları alan Kurbağa Bey, bu da ne? Ben ne yapacağım yumağı? Örgü mü öreceğim? diye söylenmiş.

- Koyun Hanım, Tavşan Hanım ve Kurbağa Bey bu yanlışlığı düzeltmek için ellerinde paketlerle Çiçi Bey’in dukkanına gitmişler. Olanları Çiçi Bey’e bir bir anlatmışlar. Paçi’nin paketleri dağıtırken daha dikkatli olmasını söylemişler. Çiçi bey onlara hak vermiş. Ancak dikkatsiz olan sadece Paçi değil, ben de dikkatsizce davrandım. Eğer paketlerin üzerine kime ait olduklarını yazsaydım böyle bir karışıklık olmazdı. Bu yüzden hepinizden özür dilerim demiş. Onları dinleyen Paçi başını önüne eğmiş, ben de bundan sonra daha dikkatli olacağım, diye söz vermiş. Sonra her biri kendine ait olan paketi almış evine gitmişler. O günden sonra Çiçi Bey hem de oğlu Paçi daha dikkatli olmaya özen göstermiş. Bir daha da böyle karışıklık yaşanmamış.