Rafadan Tayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rafadan Tayfa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2016 Pazar

Rafadan Tayfa 56. Bölüm Hikayesi (Zihin Kütüphanesi)

Rafadan Tayfa 56. Bölüm Hikayesi (Zihin Kütüphanesi)

Kış gelmiş yağmurlar başlamıştır. Rafadan Tayfa dışarıda mangal yapmayı planlarken şimdi eve hapsolmuş canları sıkılmaktadır. Hepsi Mertleri evinde can sıkıntısından bir şeylerle oyalanmaktadır. Hayri koltuğa uzanıp tavandaki delikleri sayar.

Rafadan Tayfa 56. Bölüm Hikayesi

Kamil Akın'ın isim şehir oynamak için getirdiği kağıtlardan kağıt gemiler yapar. Mert ise elindeki bilim dergisini okumaktadır. Okuduğu bir makale ilgisini çekip arkadaşları ile paylaşır. Makalede insan beyninin tıpkı bir kütüphaneye benzediği, yaşadığımız olayların anıların bir kitaplıkta gibi saklandığı yazıyordur. Mert bunu denemek ister. İsim şehir oynarken beynine odaklanır. Zihnini tıpkı bir kütüphane gibi düşünüp aradığı bilgileri odaklanarak kolayca bulur. "M" harfi ile isim şehir eşya vb. bulmaya çalışırlar. Beynine odaklanma yöntemi ile Mert hepsinden fazla puan alır. Oyunun ilerleyen zamanlarında Mert’ in başarısı diğerlerinin dikkatini çekip sebebini sorarlar.

Mert zihnini boşaltıp beyin kütüphanesine odaklandığını bir kez daha söyler. Bu kez Kamil’ de bu yöntemi denemek ister ve oyuna yeniden başlarlar. Kamil ve Mert gözlerini kapatıp odaklanırlar. Kamil zihin kütüphanesinden gerekli bilgileri bir çırpıda bulur. Hayri Kamil’ in de başarılı olduğunu görünce kendisi de bu yöntemi dener. Gözlerini kapatıp kendi zihninde yolculuğa çıkar ve bilgileri kolayca bulur. Bu sırada yağmur durur. Mert dışarıya çıkalım der. Hayri bu zihne odaklanma oyununu çok sevmiştir. Kalıp biraz daha oynamak ister.

Rafadan Tayfa 55. Bölüm Hikayesi (Kağıt Uçak) - Çizgi Film Hikayeleri

Rafadan Tayfa 55. Bölüm Hikayesi (Kağıt Uçak)

Akın, Mert ve Hayri kağıtlardan külah yapıp borularla üfleyerek hedefi vurma oyunu oynarlar. Akın her attığını 12'den vururken Hayri ve Mert o kadar başarılı değildir. Bu sırada Kamil elinde bir dergi ile heyecanlı heyecanlı gelir. Dergide farklı uçak modellerinin kağıttan nasıl yapıldığı anlatılıyor. Çocuklar bir heves kendilerine birer tane model seçerler.

Rafadan Tayfa 55. Bölüm Kağıt Uçak

Hayri ve Akın aynı modeli seçince aralarında bir türlü anlaşamazlar. Mert olaya el atıp bir çözüm bulur. Boruyla en iyi külah atan seçilen modeli alacaktır. Hayri boruya üfleyip 12'den vurur. Sıra Akın'a geldiğinde o da 12'den vurur. İkisi de başarılı olunca çaresiz aynı model uçağı yapacaktır.

Zaman kaybetmeden terasa çıkıp uçaklarını yapmaya başlarlar. Kamil uçağına "Kamil 66" ismini verir. 66 memleketi Yozgat'ın plaka kodudur. İsim arkadaşlarının çok hoşuna gider. Akın ve Hayri aynı model uçağı yapmıştır. Fakat Akın'ın uçağı pek güzel olmamıştır. Yardım sever Hayri Akın'ın uçağını düzeltip yeniden yapar. Bu sırada Mert'de uçağını yamalar. Mert'in çocukluktan beri pilot olma hayali vardır. Arkadaşları şimdi tam zamanı deyip Mert'in hayalini gerçekleştirmek için el birliği yaparlar.

Çocuklar sokakta kendilerine bir uçuş pisti yaparlar. Hayri kule görevlisi, Kamil ve Akın ise hava alanı görevlisi olurlar. Pilot Mert uçuş için hazırdır. Uçuş için kuleden izin ister. Hayri son kontrolleri yapar. Bu sırada Kamil hava kontrollerini yapıp uçuş için uygun der. Mert motorları çalıştırıp uçağını uçurur. Mert'in kağıt uçağı havada süzülürken başka bir maket uçak ona çarpıp düşürür. Bunun üzerine Akın ve Hayri kağıt külahlarla üfleyip maket uçağı düşürmek isterler. Mert buna karşı çıkar. Çocukların şaşkın bakışları altında maket uçak havada süzülüp durur. Uçak uzaklaşınca çocuklar onu kimin uçurduğunu bulmak için peşinden giderler. Bütün mahallede onu takip ederler. En sonunda uçak yere iner. Hepsi birlikte üzerine atlarlar. Kafalarını kaldırınca Hale, Sevim ve Rüstem abiyi görürler. Uçağı Hale ve Sevim yapmıştır. Rüstem abi de ona motor ve pervane takmıştır. Rüstem abi paket lastiği ile uçak motoru yapmayı hepsine öğretir. Çocuklar kendi uçaklarına birer motor takıp keyifle uçururlar.

7 Ekim 2016 Cuma

Rafadan Tayfa 54. Bölüm Hikayesi (Oyun Makinesi)

Rafadan Tayfa 54. Bölüm Hikayesi - Oyun Makinesi

Kamil ve Hayri dükkandan Mertlerin evine kadar soluk soluğa koşup aceleyle zili çalarlar. Mert kapıyı açınca heyecanla geldi mi diye sorarlar. Mert geldi deyince heyecanla salona koşarlar. Merakla bekledikleri şey bir oyun makinesidir.

Rafadan Tayfa 54. Bölüm Hikayesi Oyun Makinesi

Televizyona bağlayıp kollarla oynanan bir makine. Hayri ve Kamil önce ben oynayacağım diye tartışırken Mert iki kol var birlikte oynayın der. İki kafadar zaman kaybetmeden oyuna başlarlar. Kamil Hayri'yi yenmeye başlayınca Mert Hayri’ den kolu alıp devam eder. Kamil onu da yener. Bu sırada ödevlerini bitiren Akın’ da salona gelip kendisi de oynamak ister. Mert kolu Akın’ a verince Akın Kamil'i alt eder. Daha sonra Akın sırayla hepsini yenince Kamil dayanamayıp seni yenebilecek biri var mı acaba diye sorar. Akın beni bir tek Basri amca yenebilir diye cevap verir.

Çocuklar saatlerce oyunun başından kalkmadan turnuvalar yaparlar. Bu böyle günlerce sürer. Oyun konsolunda çeşit çeşit oyunlar vardır. Günlerce oynayıp eğlenirler. Birkaç gün sonra televizyon karşısında oyun oynamaktan uykusuz ve yorgun düşerler. Yine bir gün oyun makinesinde oyun oynarken elektrikler kesilir. Oyuna ara verince hepsinin vücudu uyuşmuş kaskatı kesilmiştir. Yürümeye bile dermanları kalmamıştır. Çaresiz oturup elektriğin gelmesini beklerler. O kadar çok oyun oynamışlardır ki duvarlarda oyunun hayalini görmeye başlarlar.

Beklerken başka bir şeylerle vakit geçirelim diye düşünürler. Bu sırada kapı çalıp Hale ve Sevim gelir. Çocukları sokakta oyun oynamaya çağırırlar. Çocuklar elektrikler gelince oyun makinesinde oynayacaklarını söyleyince Hale ve Sevim aynı oyunların gerçeğini zaten sokakta oynuyorsunuz derler. Çocuklar biraz düşünüp kızlara hak verirler. Boşu boşuna makinenin başında zaman geçirdiklerini anlarlar. Hemen sokağa oyun oynamaya giderler. Hale ve Sevim onları pencereden izlerken elektrikler gelir.

5 Ekim 2016 Çarşamba

Rafadan Tayfa 53. Bölüm Hikayesi (Zaman Tüneli)

Rafadan Tayfa Zaman Tüneli Hikayesi

Hayri, Mert ve Akın Kamil’e sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırlamaktadır. Bu sefer ki sürpriz biraz farklıdır. Mahallenin ortasına çarşaflardan bir zaman tüneli yaparlar. Akın uzaktan Kamil’in geldiğini haber verince herkes yerini alır.

Rafadan Tayfa Zaman Tüneli

Akın Kamil’in yolunu kesip bu bölgede gizli bir araştırma olduğunu, araştırma yöneticisinin de Hayri olduğunu söyler. Hayri zamanda yolculuk başvurusu için Kamil’e bir takım sorular sorar. Daha sonra zamanda yolculuğa hazırsın deyip üzeri çarşafla örtülü olan, el arabasından yapılmış zaman makinesini gösterir. Neler olduğuna bir anlam veremeyen Kamil şaşkınlığını saklayamaz. Hayri Kamil’i zaman makinesine oturtup başına karton kutudan yapılmış başlığı takar. Diğer başlığı da kendi başına takınca zamanda yolculuğa hazırdırlar.

Çarşaflardan yaptıkları koridorlarda (zaman tüneli) gezintiye çıkarlar. İlk önce milyonlarca yıl öncesine ilk insanların yaşadığı döneme giderler. İlk insanlar ( Akın ve Hale ) tarımı keşfedip buğday öğütmektedirler. Hayri şu anda önemli bir ana tanıklık ediyoruz der. Bu sırada maketten yapılmış bir Mahmut onlara saldırır. Onlarda ilkel okları ile ona karşı koyarlar. Hayri ve Kamil zamanda yaptıkları yolculuğa devam ederler. Koridorlardan geçip farklı zaman dilimindeki olaylara tanıklık ederler. Hayri zaman tünelinde Kamil’i gezdirirken bir şarkı söyler.

Hayri'nin Zaman Tüneli Şarkısı
Tarihteki hiç bir olay bulmadı kolay kolay,
Yazı rakam hepsi kitap bunlarsız eksik hayat,
Kağıt pusula ve para derken yelken aç suya,
Merak ettik ve keşfettik bilim doğdu sonunda,
Hazer’ le çözdük cebiri sıfıra bir rakam dedik,
Musiki ve geometri Farabi ile bilendik,
Yolculuk epey uzun haydi koltuğa tutun,
Zamanda yolculuk budur aç gözünü biraz düşün,
Tıp gelişti sonunda öncüsü İbni Sina,
Fizik optikle değişti Galileo göğe bakınca,
Piri Reis denizlerde dünya harita üstünde,
Mimar Sinan büyük usta eserleri her yerde,
Tarih bitmez anlatmakla merakla bak kitaplara,
Daha nice gelişmişler senin keşfini bekler,
Ezberlerden sakın olma tek çıkar yol araştırma,
Zaten yakışan budur her zaman yolcusuna,
Rafadan Tayfa Gazetesi

Zaman yolculuğunun sonunda bütün arkadaşları onu karşılar. Hayri son bir yolları kaldığını söyleyip bir hafta öncesine giderler. Kamil doğum gününde memlekette olduğu için doğum gününü kutlayamamışlardır. Akın’ın fikriyle zaman tüneli yapıp Kamil’in doğum gününü kutlarlar.

21 Ağustos 2016 Pazar

Rafadan Tayfa 50. Bölüm ( Efe Gibi )

Efe Gibi
Rafadan Tayfa Efe Gibi

Kamil ve Mert okulun halk oyunları seçmelerine katılmak için zeybek öğrenmeye karar verirler. Sokağa getirdikleri kaset çalardan zeybek havası açıp çalışmalara başlarlar. Bu sırada eski kamyonetin arkasından Hayri çıka gelir. Zeybek oyunu çok ağır olduğu için sıkıcı olduğunu söyleyip arkadaşlarının moralini bozar. daha hareketli bir halk oyunu çalışmayı teklif eder. Mert geçen sene başlarına gelen olayı anımsayıp Hayri'nin fikrini red eder.

Geçen sene seçmelerde sahnede halk oyunu oynarken halay başı Hayri'ye ayak uyduramadıkları için sahneden düşmüşlerdir. Aynı olay yeniden başlarına gelmesin diye daha ağır olan Zeybek'i tercih etmişlerdir. Hayri kenardan onları seyrederken Kamil ve Mert zeybek oynamaya başlar. Bir anda birbirlerinin ayağına basıp düşerler. Hayri katıla katıla gülmeye başlar. Çocuklar bu işin böyle olmayacağını düşünüp bilen birinden yardım almaya karar verirler. Zeybek ege yöresine ait bir oyun olduğu için egeli kim var diye düşünürler. Hayri biraz düşünüp memleketi Aydın'dan kasa kasa incir gelen Basri amca var der. Bir çırpıda soluğu Basri amcanın evinde alırlar. Basri amca evine gelen çocuklara kuru incir ikram eder. Mert incirleri yerken sizin oralarda başka neler meşhur diye sorar. Basri amca incirden başka üzüm ve turunç ta vardır. Hele bir tarhana çorbası yapılır kokusu her yerden alınır der. Bunu duyan Hayri'nin iştahı kabarır. Mert daha sonra konuyu halk oyunlarına getirip hangi oyunların oynandığını sorar. Basri amca bizim oralarda zeybek oynanır fakat ben pek bilmem der. Çocuklar bir anda umutsuzluğa kapılır. Basri amca içeriden biraz daha incir kurusu getirmeye gittiğinde Hayri yanlışlıkla kaset çaları açar. Zeybek müziği çalmaya başlar. Basri amca müziği duyunca birden zeybek oynamaya başlar. Tekrar umutları yeşeren çocuklar Basri amcadan kendilere de zeybek öğretmesini isterler. Basri amca boş bulunup bir anda sinirlenir. Çocuklar tam kapıdan kaçarken fikrini değiştirip durun bakalım hani zeybek çalışacaktık der. Çok fazla incir kurusu yediği için eve kaçar.

Hiç zaman kaybetmeden hemen çalışmalara başlarlar. Basri amca çocuklara önce efe gibi durmayı öğretir. Daha sonra nerede yaptıkları hataları fark edebilmek için bir kamera getirmelerini ister. Biraz çalıştıktan sonra da bu günlük bu kadar yeter der. Ertesi gün Kamil ve Hayri yanlarında bir kamera getirirler. Kameranın karşısında çalışırlar. daha sonra ekranda nasıl oynadıklarını izleyip hatalarını fark ederler. Basri amca artık hatalarınızı gördüğünüze göre daha çok çalışarak bu işi öğrenebilirsiniz der. Günler boyu usanmadan çalışırlar. Seçmelerin olduğu gün geldiğinde sahnede hatasız oynayıp halk oyunu ekibine girerler. kamil ve Mert' den sonra Hayri sahneye kaşık havası ile çıkar. Sahnede kaşık havası oynarken ayakları birbirine dolaşıp yine sahneden düşer.

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Rafadan Tayfa 49. Bölüm ( Türk Sanat Müziği )

Türk Sanat Müziği
Rafadan Tayfa Türk Sanat Müziği

Rafadan Tayfa ekibi, Hale, Sevim ve Rüstem ağabey tamirci Saadettin ustanın dükkanını temizlediği için Sadettin usta onlara mükellef bir kahvaltı hazırlar. Neşe içinde sohbet edip kahvaltılarını yaparlar. Kahvaltıdan sonra Saadettin amca içeride Rüstem ağabeye biraz kanun çalar. Daha sonra aralarında bir şeyler konuşurlar. Çocuklar onlara dışarıdan kulak misafiri olurlar. Hemen içeriye girip neler olduğunu sorarlar. Rüstem ağabey, Sadettin amca ve Basri amcayla birlikte Türk Sanat Müziği parçaları söyleyeceklerini söyler.

Bir süre sonra Mert evlerinin terasını çalışma yeri olarak ayarlayıp Rüstem ağabey, Basri amca ve Sadettin amcayı çağırır. Kendisi de onları rahatsız etmemek için sokağa arkadaşlarının yanına gider. Üç kafadar ne çalalım diye düşünürken Rüstem ağabey Basri amcaya senin eski besteni çalalım der. Böylece Rüstem ağabey keman, Basri amca ud, Sadettin amca da kanununu çalmaya başlar. Onlar huzurlu bir şekilde çalışırken bir anda terasa bir top arkasından da bir ayakkabı teki düşer. Çalışmalarını bölüp aşağıya bakarlar. Rafadan Tayfa futbol oynarken topu ve ayakkabıyı yukarıya atmıştır. Basri amca bunlar bizi çalıştırmayacak galiba der. Saadettin usta çocuklara bugün top yerine misket oynayın biz de biraz çalışalım der. Çocuklar misket oyununu yanlış anlarlar. Akın, Hale ve Sevim'i de çağırıp Kamil'in getirdiği kaset çalardan Ankara misket havası çalarlar. Hepsi birlikte sokakta misket havası oynarlar. Çalışmaları müzik sesiyle bozulan Basri amcalar tekrar aşağıya baktıklarında oynayan çocukları görüp gülümserler. Saadettin usta çocuklara seslenip misket havası değil bilyelerle misket oynayın demek istemiştik der. Rüstem ağabey biraz sessiz olup çalışmalarına izin vermelerini ister. Bunun üzerine çocuklar özür dilerler. Sessiz sedasız misket oynamaya başlarlar. Bu sırada birden rüzgar çıkar. Basri amcanın bestesi olan nota kağıtları etrafa dağılıp uçmaya başlar. Rüstem ağabey çocuklara seslenip kağıtları toplamalarını söyler. Çocuklar mahallenin her yerine dağılıp sayfaları toplarlar. Daha sonra Akın onları yukarıya götürür. Hepsi burada bir arada deyince Rüstem ağabey gün içinde çocukların konuşmalarını anımsayıp aklına bir fikir gelir. Yarın arkadaşlarına söyle onlara bir sürprizimiz olacak der.

Ertesi gün çocuklar Basri amcanın bahçesindeki yerlerini alırlar. Rüstem ağabey onlara sürprizini açıklar. Bugün size bir Türk Sanat Müziği  konseri vereceğiz der. İlk eser müziği Saadettin ustaya, sözleri kendisine ait olan ''Rafadan'' şarkısını sunar. Rafadan tayfa şarkısını Türk Sanat Müziği makamında çalıp söylemeye başlarlar.

İstanbul'un bir yakasında,
Oynar mahalle ortasında,
Hepsi burada bir arada,
Rafadan Tayfa, Rafadan Tayfa

19 Ağustos 2016 Cuma

Rafadan Tayfa 47. Bölüm ( Vantrilok Kamil )

Vantrilok Kamil
Rafadan Tayfa Vantrilok Kamil

Kamil arkadaşlarına Vantrilok gösterisi yapmak için yalvar yakar tamirci amcadan kukla alır. Bu sırada arkadaşları mahallede Kamil'in gösterisini heyecanla beklemektedir. Hayri gösterinin adını bir türlü anımsayamaz. Hale Gösterinin adı Vantrilok der. Vantrilok ağzını hareket ettirmeden karnından konuşmak demektir. Onlar merakla gösteriyi bekleye dursun Kamil kuklası ile gelir. Ağzını oynatmadan kuklayı konuşturur. Kukla önce kendini tanıtır. Adı Şener'dir. Şener geç kaldığı için özür diler. Önce eve gidip perdeleri astığını söyler. Sonra da arkasını dönüp karşıdaki ağaca el sallar. Kendisi de eskiden ağaç olduğu için kuzeni ağaca el salladığını söyler. Böyle komik bir şekilde Kamil gösterisini tamamlar. Arkadaşları gösteriyi çok beğenip onu alkışlarlar.

Gösterisini tamamlayan Kamil dükkana doğru giderken kuklayı elinden çıkarmak ister. Fakat eli sıkışmıştır. Bir türlü çıkaramaz. Soluğu hemen tamirci amcanın yanında alır. Tamirci amca sıkışan eli çıkarmaya yarayan parçanın bir kaç gün içinde geleceğini söyler. Kamil bir kaç gün kukla elinde gezmek zorundadır. Dükkanda kara kara düşünürken Hayri gelip neden üzgün olduğunu sorar. Kamil olanları anlatır. Hayri bunda üzülecek ne var sen de şovuna bir kaç gün daha devam et der. İlerleyen saatlerde  Rafadan Tayfa mahallede futbol oynamaya karar verir. Kamil elindeki kukla ile goller atar. Hayri hemen itiraz edip o golleri elinle attın der. Kamil golleri ben değil Şener attı diye cevap verir. Bir banka oturup bu konu hakkında tartışırlar. Hayri çok sinirlenmiştir. Bu sırada Hale ve Sevim bir tencere yahni ile gelip çocuklara ikram ederler. Hepsi birer çatal alıp bir türlü yutamaz. Çünkü tadı çok kötü olmuştur. Kızlar üzülmesin diye kimse gerçeği söyleyemez. Sadece kuklanın arkasına saklanan Kamil kuklayı konuşturup yahninin çok kötü olduğunu söyler. Kızlar bu duruma hem üzülüp hem de çok kızarlar.

Yolda yürürken Mert ve Hayri Kamil'e kukla yüzünden komik olayım derken kırıcı olmaya başladın derler. İçinden geçen her şeyi onun arkasına saklanıp söylüyorsun bu hiç komik derler. Gidip kızlardan özür dilemesini söyleyip yanından ayrılırlar. Kamil dükkana gidip sipariş almaya başlar. Teyze telefonda çok fazla sipariş verince kuklayı konuşturup o kadar şeyi getiremeyeceklerini söyler ve telefonu kapatır. Daha sonra yaptığından pişman olur. Hemen arkadaşlarının yanına gidip hepsinden kırdığı için özür diler. Bu Vantrilok işini bir an önce bırakacağını söyler. Daha sonra Hale ve Sevim'den özür dilemeye gider. Kızlar yolda yürürken kukla Şener duvardan kafasını uzatıp kızlardan kendilerini kırdığı için özür dileyip çekilir. Kızlar köşeyi dönünce üzgün bir şekilde olan Kamil'i görürler. Kamil' de kendi adına kızlardan özür diler. Hale ve Sevim onu affederler. Bu sırada karnı guruldayan Hayri ağzını hareket ettirmeden Rafadan Tayfa şarkısını söyler. Böylece herkesin keyfi yerine gelir.

18 Ağustos 2016 Perşembe

Rafadan Tayfa 46. Bölüm ( Büyük Sır )

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa Büyük Sır
Rafadan Tayfa sokakta ikişer gruba ayrılıp ''dokuz kiremit'' oyunu oynarlar. Kamil ve Akın bir grup, Hayri ve Mert diğer grup olurlar. Sırayla yerdeki kiremitleri devirip bir oyuncu diğerini topla vurmaya çalışırken diğeri yerdeki kiremitleri üst üste dizip puan almaya çalışır.  Bu şekilde Akın ve Kamil oyunu kazanır. Oyun bitince dinlenmek için banka otururlar. Mert dikkatli olmadığı için Hayri'ye kızıp durur. Bu sırada Akın Kamil'e son oyunda iyice devleştin deyince Kamil ve Mert aralarında gülüşürler. Akın sebebini sorunca Hayri kızar ve durumu geçiştirirler. Akın gizledikleri bir şeyler var diye şüphelenir.

Aradan biraz zaman geçer. Kamil bakkalın siparişlerini dağıtırken Akın yanına gelip Hayri'nin neden kızdığını sorar. Kamil bunun bir sır olduğunu, söylememek için Hayri' ye söz verdiğini söyler. Kamil'den hiç bir şey öğrenemeyen Akın gece boyunca merakından yatakta dönüp durur. Mert ona artık uyumasını söyleyince Akın ağabeyine Hayri'nin sırrını sorar. Mert de aynı şekilde söz verdiğini söyleyemeyeceğini söyler. Hiç bir umudu kalmayan Akın çaresizce koyunları sayarak uyur.

Ertesi gün Kamil dükkanda ödevini yapmaktadır. Akın onun dikkatini çekmek için defalarca dükkanın önünden geçer. Kamil havuz problemine öyle dalmıştır ki Akın'ı görmez bile. Akın en sonunda içeriye girip büyük sır hakkında Kamil' in ağzını arar. Kamil sel verip sır vermez. Eğer çok merak ediyorsan git Hayri'ye sor der. Nasıl olsa bu onun sırrı der. Bu fikir Akın'ın kafasına yatar. Uygun bir zamanını bulup Hayri'ye sormaya karar verir.

Hayri yolda yürürken Akın peşinden adım adım takip eder. Hayri takip edildiğini anlayıp Akın'ı yakalar. Akın daha fazla dayanamayıp büyük sırrı sorar. Hayri arkadaşları sırrını söylemediği için keyiflenip oynamaya başlar. Akın umutsuzca son bir kez daha sorar. Hayri biraz düşünüp anlatmaya karar verir. Ne de olsa sen de benim bir arkadaşımsın der. Birlikte meydandaki banka gelip otururlar. Hayri anlatmaya başlar. ''Biz çok küçükken burada yine birlikte oyunlar oynardık. Bir gün eski kamyonetin kapısını açmak için Kamil'le yarıştık. Benim boyum kapıya yetmedi. Bu duruma çok üzülüp yarın dev olup geleceğim dedim. Kamil ve Mert bana güldüler. Ben de kendimi bir dev olarak hayal ettim. Daha sonra kendime gelip ağlamaya başladım. Kamil ve Mert beni ağlarken gördüler. İşte o gün ağladığımı kimseye söylememeye söz verdiler'' der. Akın büyük sır dediğiniz bu muydu diye hayal kırıklığına uğrar. Hayri sırrın büyüğü küçüğü olmaz, önemli olan onu saklayacak arkadaşlarının olması der.  Daha sonra ikisi birlikte dokuz kiremit oynamaya giderler. 

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Rafadan Tayfa 51. Bölüm ( Salça Zamanı )

Salça Zamanı
Rafadan Tayfa Salça Zamanı

Rafadan Tayfa ekibi Hale ve Sevim'le birlikte spor yapmak için mahallede toplanırlar. Kamil ısınma hareketlerini tamamlayınca grupları belirlerler. Hayri, Sevim ve Hale bir takım, Mert, Kamil ve Akın diğer takım olurlar. Birbirlerine meydan okuyup halat çekmece oyununa başlarlar. Hayri önemli bir taktik yapıp Hale'ye ipi çektirmez. Mertlerin takımı ipi kendi taraflarına çekip kazanmak üzereyken Hale devreye girer. Büyük bir başarı gösterip Hale sayesinde oyunu kazanırlar. Oyun bitiminde Hayri'nin burnu bazı kokular almaya başlar. Diğerleri de dikkat kesilirler fakat kokuyu alamazlar. Hayri etrafı biraz daha koklayıp bunun yaz bitiminde etrafı saran salça kokusu olduğunu söyleyip salça zamanı diye bağırır.

zaman kaybeytmeden mahalle meydanına masaları taşırlar. Salça işi en çok Hayri'yi mutlu etmiştir. Çocuklar bir hafta boyunca mahallede oyun oynayamayacakları için hayıflanıp dururlar. Akın olmaz sa çayır tepede oyun oynarız der. Bu sırada Rüstem ağabey bir leğen dolusu domates salçasını getirip meydandaki masaya koyar. Bunun güneş gören ne bir balkonu ne de bahçesi olan Hafize teyzenin olduğunu söyler. Bütün çocuklar bir olup Rafadan Tayfa olarak her türlü yardıma hazır olduklarını söylerler. Daha sonra işe koyulup meydana daha fazla masa getirip mahallelinin salçalarını taşırlar. Hale Basri amcanın salça yapmasına yardım ederken çocuklarda salçaların başında günlerce nöbet tutarlar.

Bir kaç gün sonra Sevim ve Kamil Fatma nineye salçaları kavanozlara koymasına yardım eder. Fatma nine bu salçayla size ne şehriye çorbaları yaparım , kase kase içersiniz der. Şehriye çorbası deyince akıllarına Hayri gelir o nerelerde acaba diye düşünürler. Hayri'nin çığır açacak projesi için Mert, Hayri ve Akın Saadettin ustaya giderler. Hayri salçalar daha çabuk olsun diye üzerlerine güneşi yansıtacak aynalar koyalım der. Saadettin usta bunun çok zor ve tehlikeli olabileceğini söyler. Bunun üzerine Akın biraz düşünüp kendi fikrini söyler. Salça tepsilerinin yerini güneşe göre yeniden değiştirelim der. Bu fikir Saadettin ustanın daha çok hoşuna gider. Hiç zaman kaybetmeden salça tepsilerini güneşin tam geldiği yere taşırlar. Hale ve Sevim düzenli aralıklarla salçaları karıştırırken diğerleri de başında sineklere karşı nöbet tutarlar. Akın elinde kağıt kalem hesaplamalar yapar. Böylece tepsilerin her biri günde dört saatten fazla güneşin altında kalmıştır. Bu sayede salçalar daha kısa zamanda olur. Bu yöntem bütün mahallelinin hoşuna gider. Kıvamına gelen salçaları kavanozlayıp sahiplerine dağıtırlar. Son kalan büyük boy kavonozun kime ait olduğunu merak ederler. Hale kimin olacak tabi ki bizim deyip onu da eve götürür. Rüstem ağabey işiniz bitti ise Fatma nine sizi Saadettin ustanın dükkanına çağırıyor der. Çocuklar merakla dükkana giderler. Fatma nine ve Saadettin usta birlikte el ele verip çocuklar için bir basketbol sahası hazırlamıştır. Çocuklar bu sürprizi çok beğenirler.

Rafadan Tayfa 45. Bölüm ( Bilim Ekibi )

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa Bilim Ekibi

Mert okulda karıncaların konuşabildiğine dair bilimsel kanıtlanmış bir konu üzerine konuşma yapmıştır. Hayri bilimsel olarak kanıtlanmasına rağmen buna inanmayıp Mert'e karşı çıktığı için biraz araları bozulmuştur. Üç arkadaş yolda bu konu hakkında tartışarak ilerlerler. Mert önde sinirli bir şekilde yürürken Hayri ve Kamil arkada karıncaların antenleri ile iletişim kurduklarını tartışırlar. Hayri bilime biraz şüpheyle bakılması gerektiğini savunur. Arkadaşlarının düşüncelerine iyice sinirlenen Mert daha fazla sizinle tartışmak istemiyorum deyip gider. Kamil ve Hayri siniri geçince nasıl olsa yanımıza gelir deyip yollarına devam ederler.

Eve giden Mert terasta kardeşi Akın'a dert yanar. Hayri hiç kimseyi dinlemiyor. Kendi bildiğinden şaşmıyor der. Akın üzülmemesini nasıl olsa barışacaklarını söyler. Daha sonra bilimsel araştırmalarını yapmak için hazırlık yaparlar. Mahallenin meydanına hazırladıkları yarış pistine iki tane kartondan araba koyarlar. Kamil ve Hayri'yi meydana çağırırlar. İki arkadaş geldiğinde terastan aşağıya küçük paraşütlerle iki kutu atarlar. Kamil ve Hayri kutuları yakalayıp açarlar. Kutulardan biri boş, diğerinde de bir not ve iki mıknatıs vardır. Not ilerideki yarış pistini gösterip arabaya hiç dokunmadan bitiş çizgisine götüren kazanır yazmaktadır. İki arkadaş piste gidip arabalara bakarlar. Hayri dokunmadan üfleyerek arabayı hareket ettirmeye çalışır. Kamil ise arabaların içindeki mıknatısı fark edip elindeki mıknatıs ile hareket ettirir. Bunu gören Hayri aynı şekilde mıknatıs ile arabasını hareket ettirip yarışa dahil olur. Yarışı berabere bitirirler. İki kafadar ben önce bitirdim diye  tartışırken Mert ve Akın onları terastan seyreder.

Bir süre sonra Kamil ve Hayri terasa gelirler. Mert ve Akın onlara yarışmanın ikinci etabı olduğunu söyler. Bu etabı da kazanan ödülü alır derler. İkinci etap tat alma duyusuyla ilgilidir. Hayri bu bölüm tam bana göre deyip havaya girer. Mert ikisinin gözlerini de bağlayıp, burunlarına da mandal sıkıştırır. Önce Kamil'e havuç tattırır. Kamil ne yediğini anlayamaz. Daha sonra Hayri'ye havuç, elma ve çiğ patates yedirir. Hayri hiç birinin tadını anlayıp tahmin edemez. Bunun üzerine gözlerini açarlar. Karşılarında duran yiyecekleri görüp nasıl tatlarını algılayamadıklarını bir türlü anlayamazlar. İki kafadar neler olduğuna bir türlü anlam veremeyip oradan uzaklaşmak isterler. Mert hiç bir yere gitmemelerini çünkü ödülü açıklayacağını söyler. Birinci ödül ''yerçekimi kuvveti'' der. Biraz önce yakalamaya çalıştığınız kutular gibi canlı cansız bütün varlıklar yer çekimine karşı koyamazlar. Cisimlerin yer çekimine karşı koyması ağırlıkları ve havadaki gazlarla ilişkilidir diye açıklama yapar. İkinci ödül ''Manyetik Alan'' der. Yarış arabalarında gördüğünüz gibi aynı kutuplar birbirini iter zıt kutuplar birbirini çeker der. Büyük bir merakla dinleyen Kamil peki tattığımız yiyecekleri nasıl anlamadık diye sorar. Akın o çalışmanın kendisinin ödevi olduğunu söyleyip durumu açıklar. Yediklerimizin kokusunu alamazsak tatlarını ayırt edemeyiz der. Hayri bilimin önemini anlar fakat şüpheci yaklaşmaya devam eder. Bir süre sonra Kamil dükkanın önünde test etmek için karıncalarla iletişim kurmaya çalışıp onlara bisküvi ikram eder.

Rafadan Tayfa 43. Bölüm Hikayesi ( Domino Taşları )

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa Domino Taşları

Akın mahallenin orta yerine domino taşlarından büyükçe bir motif çizmektedir. Sevim ve Hale bankta oturmuş onu izlerler. Daha yorulmadın mı biraz dinlen istersen derler. Akın az bir işi kaldığını bittikten sonra herkesin önünde taşları devireceğini söyler. Fakat taşları yetmemiş motif yarım kalmıştır. Sevim ve Hale evde fazladan domino taşı var biz sana getiririz deyip oradan ayrılırlar. Akın kızlar gelene kadar biraz dinlenmeye karar verip banka oturur. Bir süre sonra uykusu gelir tam gözlerini kapatacakken ağabeyi Mert’ in taşları devirmek üzere olduğunu görüp yerinden fırlar. Ağabeyine sakın yapma henüz motif tamamlanmadı bitince hep birlikte devireceğiz der. İki kardeş aralarında konuşurken sessiz sedasız gelen Hayri’yi fark etmezler. Hayri bir hamle yapıp taşları devirmek üzereyken iki kardeş üzerine atlayıp ona engel olurlar. Akın durumu ona da izah eder. Hayri ve Mert’ in içinde hep taşları devirme isteği vardır fakat Akın’ ı üzmemek için dikkatli olmaya söz verirler. Bu sırada Kamil bisikleti ile arkadaşlarının yanına gelir. Akın’ın korku dolu bakışlarının altında bisikletten iner. Yürürken birden ayağı taşa takılıp domino taşlarının üzerine doğru düşer. Akın, Mert ve Hayri tam düşmeden havada kollarından ve bacaklarından yakalarlar. Kamil arkadaşlarının yaptığı hamleden duygulanıp beni bu kadar önemsediğinizi bilmiyordum der. Mert seni önemsiyoruz fakat Akın’ın domino taşlarının üzerine düşmek üzeresin o yüzden tuttuk der. Akın bu sırada konuşmanız bitti ise Kamil ağabeyimi indirelim yere der. Kamil’i taşlara değdirmeden yere indirirler.

Rafadan Tayfa ekibi mahallede taşlar yüzünden oyun oynayamadığı için sıkıntıdan boş boş otururlar. Kamil eline topu alıp futbol oynamayı teklif eder. Akın top olmaz taşlara çarpar der. Kamil kendisinin profesyonel bir oyuncu olduğunu söyleyip başında ve ayağında top sektirmeye başlar. Sonra sert bir şut çeker. Top hızla taşların üzerine gelirken Hayri havalanıp kafasıyla vurarak uzaklaştırır. Bu sırada taşların üzerine kolları ve bacakları üzerinde düşer. Neyse ki taşlar devrilmezler. Arkadaşları Hayri‘yi oradan kurtarırlar. Akın kızıp gördünüz mü neredeyse emeklerim boşa gidecekti der.  Çocuklar bütün gün böyle oturacak mıyız oyun oynamadan derler. Bunun üzerine Akın’ın aklına bir fikir gelir. Muhafızcılık  oynayalım der. Siz bu taşları bekleyen muhafızlar olun diye teklifte bulunur. Çocuklar bir anda havaya girip baş üstüne diyerek ayaklarını yere vururlar. Yerden çıkan titreşimler sonucu bütün domino taşları devrilir.  Bütün emekleri gözlerinin önünde heba olan Akın üzüntüsünden başını öne eğip hiç bir şey konuşmaz. Ağabeyleri çok üzülüp özür dilerler. Mert kardeşini alıp eve götürür.
Bir süre sonra Mert yeniden sokağa arkadaşlarının yanına gelir. Rafadan tayfa oturup kara kara düşünürken Hale ve Sevim gelir. Taşların devrilmiş olduğunu görünce Akın ‘ ın kendileri beklemeden devirdiğini zannederler. Daha sonra işin aslını öğrenince Rafadan Tayfaya çok kızarlar. Bir an önce hatalarını affettirmelerini söylerler. Çocuklar ne yapabiliriz diye sorunca domino taşlarını yeniden dizip Akın ‘a sürpriz yapabilirsiniz derler. Bu fikir çocukların çok hoşuna gidip bir an önce işe koyulurlar.

İşleri bitince Akın ‘ı zorla terasa çıkarırlar. Akın hala çok üzgündür. Duvarda duran bir grup domino taşını gösterip devirmesini söylerler. Akın bu kadar taşla ne yapayım der. Çocuklar devirmesi için ısrar edince Akın ilk taşı devirir. Taşlar sırayla devrilip küçük topa çarpar. Top yuvarlanıp borulardan aşağıya iner. Yerdeki taşlara çarpar. Kocaman alandaki bir sürü taş sırayla devrilir. Devrilen taşların üzerinden çocukların resmi ve RAFADAN TAYFA yazısı çıkar. Akın gördükleri karşısında çok mutlu olur.

12 Ağustos 2016 Cuma

Rafadan Tayfa 44. Bölüm Hikayesi ( Prof. Hayri )

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa Prof. Hayri
Kamil, Hayri, Mert, Akın, Sevim ve Hale güneşli bir günde piknik yapmaya karar verirler. Pikniğin kurallarını yerine getirmek isteyen Hayri çizgili pijamaları ile gelir. Hep birlikte yemek yiyip futbol oynamaya karar verirler. Hayri kendisini pikniğin en büyüğü ilan edip çizgili pijamaları ile ağacın altında uzanarak radyo dinlemeyi tercih eder. Bu sırada arkadaşlarının attığı top başına çarpar. O anda kendinden geçip bayılır. Arkadaşları uzun uğraşlar sonucu Hayri’yi kendine getirmeyi başarırlar. Fakat Hayri’nin davranışlarında bir tuhaflık vardır. Ağacın gölgesine bakıp tam 10 dakikadır baygın olduğunu hesaplar. Onun davranışları karşısında arkadaşları hayrete düşer.

Piknikten sonra Kamil ve Mert evlerinin terasında Hayri’nin durumu hakkında konuşurken Hayri düşünceli bir şekilde etrafı seyretmektedir. Bir anda arkadaşlarına dönüp evrende çözmemi bekleyen bir çok problem var der. Bu sırada gözü aşağıdaki futbol sahasına takılır. Arkadaşlarını da alıp aşağıya iner. Duvara bir kale resmi çizip önüne de iki tane maket oyuncu koyar. Mahalle takımı olarak en büyük problemin serbest vuruş olduğunu söyler. Daha sonra yerde bir takım hesaplamalar yapar. Yaptığı hesaplara göre topa vurur. Top havada bir kavis alıp kaleyi bulur. Arkadaşları hayret dolu bakışlarla onu izler. Daha sonra nasıl yaptığını kendilere de öğretmesini isterler. Hayri formülü yere yazdım oradan bakıp vuruşunuzu ona göre yapın der ve aklına yeni bir çalışma gelip yanlarından ayrılır. Çocuklar hayretle formüle bakarlar. Matematiği  bu kadar kötü olan birinin bu hesaplamaları nasıl yaptığına bir türlü anlam veremezler. Bu sırada Akın yanlarına gelip neler olduğunu sorar. Çocuklar Hayri’nin yaptıklarını anlatınca Akın biraz şüphelenir. Topu eline alıp inceler. Daha sonra ağabeylerine bu topun bir gün boyunca arabanın altında kaldığını o yüzden yamuk olduğunu, nereden vurulursa vurulsun zaten kavisli gideceğini söyler.

Bir süre sonra Kamil bisikletinin bozuk firenini yaptırmak için mahallenin tamircisine gider. Tamirci amca şu an elinde bir iş olduğunu daha sonra bakabileceğini söyler. Bu sırada Hayri’ de tamirciye gelir. Yeni icadı için tamirci amcadan tornavida anahtar ve matkap ister. Tamirci istediklerini veremeyeceğini söyler. Hayri biraz sitem edip oradan ayrılır. Gitmeden önce kaşla göz arasında Kamil’ in bozuk firenlerini tamir eder. Hayri gün boyunca elinde defter kitap hesaplamalar yapar. Arkadaşlarını meydana çağırıp yeni icadını tanıtmak ister. İlk önce Akın ve Mert gelir. Hayri yeni icadı üzerinde son dokunuşları yaparken Mert Akın’ a Hayri’ deki tuhaflıkları anlatır. Akın yine bir şeylerden şüphelenip Hayri’nin hesaplamalar yaptığı deftere bakar. Defterde hesap yerine çizilmiş resimler görür. Bu sırada Kamil bisikleti ile gelir fakat fireni tutmadığı için bir türlü duramaz. Arkadaşları durmasına yardım eder. Kamil Hayri’ nin fireni tamir etmek yerine ön ve arka firenin yerini değiştirdiğini söyler. Bu sırada Hayri’nin durumunu araştırmak için kütüphaneye giden Hale ve Sevim gelir. Araştırmaları sonucu başına darbe alan insanların bu şekilde farklı davranışlar sergileyebileceklerini söylerler. Hayri’nin bir an önce doktora gitmesini isterler.

Hayri çalışmalarını tamamlayıp sırtına bağladığı makine ile uçacağını söyler. Arkadaşları sakin yapma demeye kalmadan Hayri kolu çeker. Fakat makine çalışmaz. Makineden kopan bir parça havalanıp kafasına düşer. Çarpmanın etkisiyle Hayri eski haline gelip acıktığını söyler. Herkes derin bir nefes alır. Yerdeki makineyi yeniden kurcalayan Hayri’nin başına yeniden bir parça düşer. Arkadaşları endişeyle bakarken Hayri gülmeye başlar.

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Rafadan Tayfa 42. Bölüm Hikayesi (İnatçı Lekeler)

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa İnatçı Lekeler
Mert, Kamil ve Hayri öğretmenlerinin verdiği temizlik yöntemleri ve temizlikte kullanılan doğal malzemeler konulu ödevi hazırlamak için terasta abartılı bir çalışmaya başlarlar. Sandalyelere serdikleri beyaz örtüleri çay, salça, yemek, tatlı ve çimen lekeleri ile bir güzel boyarlar. Aklı selim olan Mert biraz abarttıklarını düşünse de diğerleri aldırış etmeden ellerinden geldiği kadar örtüleri kirletirler. Çocuklar kendilerini kaybetmiş bir şekilde çalışa dursun aşağıdan gelen Sevim'in sesi ile irkilirler. Sevim hani çalışacaktık diye çağırınca Mert biz çoktan işe başladık diye cevap verir. Bunun üzerine Sevim'de terasa çıkar. Gördüğü manzara karşısında şaşırıp bunu neden yaptınız der. Çocuklar ellerinen geldiğince durumu açıklamaya çalışırlar. Hayri her anne leke çıkarmada uzman, benim annem sır gibi saklar yöntemlerini der. Mert ise işte bu yüzden en iyi temizleme yöntemini bulabilmek için bu çalışmaya başladık der. Çim lekesini düşün, ya çimen lekesini şimdi karar ver bizimle misin, değil misin? derler. Sevim biraz düşünüp onlara yardım etmeye karar verir. Eline aldığı tahta kaşık ile temiz örtüleri o da kirletmeye başlar. Bir sepet dolusu lekeli çamaşır birirktirirler.

Mahalleye dağılıp kirli çamaşırları herkese dağıtırlar. Amaçları herkesin kendine göre kullandığı temizlik yöntemlerini araştırmaktır. Kamillerin dükkanının önünde toplanırlar. Bu sırada Fatma nine alışverişten dönüyordur. Çocuklara orada kirli çamaşırlarla ne yaptıklarını sorar. Çocuklar ödev konularından bahsedip en iyi leke çıkarma yolu nedir diye sorarlar. Fatma nine cevap vermeden arkadan Basri amcanın sesi duyulur. Karbonattır en iyi yolu der. Fatma nine karşı çıkıp sirkedir diye karşılık verir. İki huysuz karşılıklı sirke-karbonat tartışması yapar ve arkalarını dönüp evlerine giderler. Basri amca bahçede lekeli örtüyü karbonatla temizlemeye çalışırken, Fatma teyze de terasında sirkeyle leke çıkarmaya çalışır. Bu sırada çocuklar mahallede çalışmalarına devam etmektedir. Rüstem ağabey elinde bir şişe sirke ile yanlarına gelir. Çocuklar hayırdır abi nereye gidiyorsun diye sorarlar. Rüstem ağabey Fatma ninenin sirke siparişi verdiğini söyler. Bu sırada Akın soluk soluğa gelip Basri amcanın üç kutu karbonat istediğini söyler. Rüstem ağabey olanlara bir türlü anlam veremez. Çocuklar ağabeylerini araya alıp olan biteni anlatırlar. İki ihtiyarında inatçı olduğunu lekeleri temizlemek için var güçleri ile çalıştıklarını anlatırlar. Buna bir çözüm bulmalıyız diye düşünürler. Rüstem ağabey önce sirkeli suda bekletip sonra karbonatla ovarsak ikisininde dediği olur diye bir çözüm üretir. Fakat iki ihtiyarı buna nasıl ikna edeceklerini bilemezler. Burada devreye Akın girer. Bir fikrinin olduğunu söyler. Daha sonra ayrıntıları anlatır. İki kola ayrılıp Fatma ninenin sirkeli suyuna karbonat, Basri amcanın karbonatlı suyuna sirke katarlar.

Günün sonunda iki ihtiyar mahalledeki meydana temizledikleri çamaşırla gelirler. Birbirlerine meydan okuyup kendi yöntemlerinin başarılı olduğunu söylerler. Çocuklar gerçeği anlatıp sularına karbonat ve sirke kattıklarını söylerler. Bu sayede en iyi yöntemi öğrenmiş olurlar. Bu sırada Hayri'nin ortalarda olmadığını farkederler. Hayri terastan onlara el sallayıp mahallelinin kullandığı bütün yöntemleri karıştırarak en iyi sonuca ulaşacağını söyler. Hepsi bir ağızdan aman Hayri sakın yapma demeye kalmadan Hayri bütün malzemeyi karıştırır. Bir anda terastan aşağıya köpükler saçılır.

24 Temmuz 2016 Pazar

Rafadan Tayfa 41. Bölüm Hikayesi ( Muhteşem Yumak )

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa Muhteşem Yumak
Akın o sabah pelerin ve şapkasını takmış, yine bir gösteri yapmak için ağabeylerini mahalledeki meydana toplamıştır. Yumak’ta gösteride kendisine yardım edecektir. Bütün hazırlıklarını tamamlayıp gösterisini yapması için Yumak’ı takdim eder. Yumak gösteri için pek hazır değildir. Sahneye çıkmaya çekinir. Akın’ın ısrarıyla yanlarına gelir fakat komutları yapmak istemez. Mert, Kamil ve Hayri bu durumu biraz alaya alırlar. Akın elindeki topu uzağa atıp Yumak’ tan getirmesini ister. Yumak topu yakalar fakat Akın’a getirmek yerine alıp kaçar. Akın peşinden koşup onu ikna etmeye çalışır.

Gösteriden vazgeçen Akın üzgün bir şekilde otururken ağabeyleri onu teselli etmeye çalışırlar. Kamil ve Hayri ellerinden geldiği kadar Yumak’a komutla bir şeyler yaptırmaya çalışsalar da Yumak hiçbirini yapmaz. Kamil Akın’a sen Yumak’ın bu numaraları yapabildiğine emin misin diye sorar. Akın Basri amcanın bahçesinde çalışırken hepsini sorunsuz yaptığını söyler. Daha sonra aklına bir fikir gelir. Oturdukları meydanı Basri amcanın bahçesiymiş gibi hazırlayıp, Kamil’de Basri amca yaparlar. Akın böylece Yumak’ın kendini o bahçede zannedip komutları uygulayacağını düşünür. Kamil rolüne iyice adapte olup Basri amca gibi davranmaya başlar. Bu sırada Akın Yumak’a komutları yaptırmaya çalışır fakat Yumak yapmamakta direnir.

Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa Muhteşem Yumak
Daha ne yapabiliriz diye düşünüp olaya Rüstem ağabeyi de dahil ederler. Kamil Basri amca gibi davranırken Mert ‘ de Rüstem ağabey olup onun gibi davranır. Yumak hala numaraları yapmak istemez. Oradan oraya koşturup durur. Eksik bir şeyler olmalı diye düşünüp bir fincan kahve ve bir radyo bulup bahçeyi tamamlarlar. Fakat bir türlü Yumak ikna olmaz. Bu sırada Akın Basri amcanın söylediklerini hatırlar. Basri amca eğer bir köpeği eğitmek istiyorsan onunla oyunlar oynamalısın demiştir. Bunun üzerine bütün çocuklar oyun eşliğinde Yumak’ı çalıştırmaya başlarlar.

20 Temmuz 2016 Çarşamba

Rafadan Tayfa 40. Bölüm Hikayesi (Gezgin Ekibi)

Rafadan Tayfa Gezgin Ekibi
Rafadan Tayfa Gezgin Ekibi
Rafadan Tayfa ekibi Mert ve Akın’ ın odasında oturmuş hayal güçlerini kullanarak kendilerini yağmur ormanlarında kamp yaparken hayal ederler. Ateşin etrafında oturup ellerindeki haritaya göre yarınki rotalarını konuşurlar. Bu sırada Hayri ayağa kalkıp odada oturarak kamp yapmak nasıl hayal edilir, benim gözümde bir türlü canlanmıyor diye oyun bozanlık yapar. Mert arkadaşına hayal gücünün sınırı yoktur, biraz kendini zorla der. Kamil ona yardımcı olmak için gözlerini kapatmasını söyler. Hayri gözlerini kapatınca Kamil, duvarları taştan bir odanın ortasında büyük bir masanın üzerinde bir tabak kızarmış tavuk hayal et der. Hayri kendini kaptırıp hayale dalar. Kendimi gerçekten tavuk yiyormuş gibi hissettim der. Mert ve Kamil hikayeye odaklanırsan gözünde daha iyi canlanır derler.
Rafadan Tayfa Gezgin Ekibi
Rafadan Tayfa Gezgin Ekibi
Bunun üzerine dört kafadar yağmur ormanlarında yaptıkları kampı hayal edip maceraya başlarlar. Gece yarısı ormanda ellerinde harita ile yürürken Mert bir anda durur. Rotalarının yanlış olduğunu düşünüp bu bölgenin kırmızı ile işaretlenmiş olduğunu söyler. Kırmızı işaretli bölgenin tehlikeli bir yer olduğunu bilmektedir. Tam bu sırada etraflarını ormanın yerlileri sarar. Gezgin ekibi korkuyla birbirlerine sarılırlar. Yerlilerin dost mu düşman mı olduğunu merak ederken içlerinden bir tanesi kendilerin bilmediği tuhaf bir dille onlarla konuşmaya çalışır. Kamil aynı dille onlara karşılık verir ama söylediklerinden hiç bir şey anlamaz. Nasıl iletişim kuracaklarını düşünürken Mert’ in aklına bir fikir gelir. Bütün dünyada en iyi iletişim yolu ikramdır deyip yerlilere su böreği, sarma ve mercimek köfte ikram eder. Hayri daha fazla dayanamayıp ikramlardan bir kaç tane aşırınca yerliler onları ormanda kovalamaya başlar. En arkada korkudan gözleri kapalı koşan Kamil’ in bir anda ayağı taşa takılır ve yere düşer. Diğer çocuklar da onun üzerine... Yerlilerden nasıl kurtulacaklarını düşünmeye başlarlar. Bu sırada Mert elindeki haritada yakınlarda bir mağara olduğunu görür. Gidip mağaraya saklanırlar. Açlıktan Hayri’ nin karnı guruldamaya başlar. Tam bu sırada mağaranın dışında birilerinin geldiğini fark ederler. Onun kabile reisi olduğunu düşünüp özür dilemek için dışarı çıkmaya karar verirler.

Çocuklar hayal güçleri ile macera yaşarken Mert’ in annesi onları yemeğe çağırır. Hayal kurmayı bırakıp masaya geçerler. Masa da çeşit çeşit yemekler vardır. Hayri macera mutlu sonla bittiği için duygulanır. Sonra da sarmaları afiyetle mideye indirir.

10 Temmuz 2016 Pazar

Rafadan Tayfa 39. Bölüm Hikayesi (Çember Yarışı)

Rafadan Tayfa Çember Yarışı
Rafadan Tayfa Çember Yarışı

Rafadan Tayfa Çember Yarışı - Rafadan Tayfa
Hale ve Sevim mahalledeki oyun alanında beş taş oynarken Rafadan Tayfa çocukları çember sürerek alana gelirler. Kamil çember sürmeyi yeni öğreniyordur. Kamil önde diğerleri arkada çemberin peşinde koşarken bir anda çemberi ellerinden kaçırırlar. Çember mahallede yuvarlanıp kaybolur. Etrafa dağılan çocuklar çemberi aramaya başlar . En sonunda Mert bulur. Koşmaktan yorulan çocuklar bankta dinlenmeye başlarlar. Aslında çember sürmeyi bilmeyen sadece Kamil değildir. Bu konuda diğerleri de pek iyi sayılmazlar. Hale ve Sevim sabahtan beri çemberin peşinde koşturdukları için çocuklara kızarlar. Bırakın şunu da beraber oyun oynayalım derler. Birlikte çember sürmeyi teklif ederler. Hale ve Sevim bu teklife sıcak bakmazlar fakat o kadar ısrar ederler ki çaresiz kızlar kabul eder. Fakat ellerinde sadece bir tane çember vardır. Sevim ben bu işi hallederim deyip Hale ve Akın'la birlikte Rüstem ağabeyin evine giderler. Rüstem ağabey çocukluğunda çok çember sürmüştür. Eski anılarını çocuklara anlatır. Daha sonra elinde olan iki çemberi onlara verir. Yalnız çemberin boyu Akın için faza büyüktür. Onu da hallederiz der. Doğruca Basri amcanın evine gidip kaynak makinesi ile çemberi küçültür. Bu sırada Basri amca çocuklara eski anılarını anlatır. Hale, Sevim ve Akın bize de çember sürmeyi öğret amca derler. Basri amca o işin uzmanının Rüstem ağabey olduğunu söyler.

Bir süre sonra çocuklar Rüstem ağabey ile Mert, Kamil ve Hayri'nin yanına gelirler. Rüstem ağabey çocukları toplayıp onlara çember sürmenin inceliklerini öğretir. Elinizi titretmeden çemberi dengede tutun diye tavsiyelerde bulunur. Bir süre sonra çocuklar boylarına göre çemberleri seçip sürmeye başlarlar. Daha tam sürmeyi öğrenmeden Hayri bir çember yarışı yapalım diye öneri sunar. Diğerleri önce biraz öğrenelim sonra yarışırız deyince Hayri korktunuz mu yoksa der. Rüstem ağabey yarış fikrini kabul eder. O gün, gün boyu çocuklar mahallede çember sürüp yarışa hazırlanırlar.

Yarış zamanı gelip çatar. İlk önce Hale, Hayri ve Kamil yarışacaktır. Rüstem ağabey ve Basri amca hakem olarak yerlerini alırlar. İlk yarışı arkadan gelen Hale son anda yaptığı bir manevra ile kazanır. Herkes Hale'yi tebrik ederken Hayri bu işin nasıl olduğunu düşünür. Rüstem ağabey yanına gelip çalışmayı bırakırsan böyle olur işte der. Bunun üzerine Hayri çemberi alıp kolunda çevirmeye başlar. Onu gören Kamil de çemberi belinde çevirerek eğlenmeye başlarlar.

Rafadan Tayfa 38. Bölüm Hikayesi (Masa Tenisi)

Rafadan Tayfa Masa Tenisi
Rafadan Tayfa Masa Tenisi

Rafadan Tayfa Masa Tenisi - Rafadan Tayfa
Rafadan Tayfa çocukları kendi futbol takımlarını kurmak için kolları sıvarlar. Önce yapılacaklar listesini hazırlayıp bi gözden geçirirler. Öncelikli olarak kale direkleri Rüstem ağabeyden temin edilecektir. Kırmızı beyaz forma hazırlanıp çoraplar mutlaka kırmızı olacaktır. Hayri her zamanki gibi müthiş fikirlerini söyleyip kale ağları dantelden olsun der. Bu fikir arkadaşlarını bayağı bir güldürür. Kamil taktik üzerine henüz çalışmadık deyince, Hayri saha planını hazırlamaya başlar. Kaleye kardeşi Hale'yi geçirmek ister. Mert Hale bu fikri kabul eder mi sence diye sorar. Hayri kendinden emin, siz o işi bana bırakın der. Hayri'nin oyun planını dinleyerek yollarına devam ederken, kendi futbol sahalarının üzerine koyulmuş tenis masasını görünce şaşkına dönerler.

Çocuklar masanın etrafına toplanıp incelemeye başlarlar. Hayri masayı yemek masası zannedip akşama mahallede ziyafet olduğunu düşünüp hayallere dalar. Mert öyle bir şey olsaydı mutlaka bizim de haberimiz olurdu der. Bu sırada Kamil ve Hayri masayı iki ucundan tutup kaldırmak isterler. Mert bunu yapmalarına müsaade etmez. Masanın sahibi gelinceye kadar ona dokunmamalıyız der. Kamil ve Hayri futbol oynamak istemektedir. Bunun üzerine Mert bir çözüm bulur. Cebinden çıkardığı üç tane bozuk parayı masaya bırakıp bununla oynayalım derler. Bozuk paraları birbirinin arasından geçirip gol atmaya çalışırlar. Aralarında düzenledikleri ufak turnuvayı Hayri kazanır. Her şeyi olduğu gibi sevinci de abartan Hayri koşmaya başlar. Hayri sevincini yaşarken Hale ve Sevim ellerinde kutularla oyun sahasına gelirler. Kutulardan çıkardıkları küçük fileyi masanın ortasına gererler. Raket ve topu da çıkarıp masa tenisi oynamaya hazırlanırlar. Onları seyreden Rafadan Tayfa bu sahada biz futbol oynayacaktık bu da nereden çıktı derler. Hale ve Sevim bu saha hepimiz için bizim de burada hakkımız var derler. Kamil ve Hayri futbol oynamak için tutturunca aklı selim bir çocuk olan Mert oylamaya sunalım der. Uzaktan Akın'ın geldiğini gören Hayri çoğunluk olduklarını düşünüp oylamayı kabul eder. Akın gelip arkasından yedek raketleri çıkarınca onun hangi taraftan olduğunu anlayıp hayal kırıklığına uğrar. Kendi aralarında ortak bir karar verip bir gün masa tenisi bir gün futbol oynayacaklardır. Akın ve Sevim masa tenisi oynarken gerisi bankta oturup onları seyrederler.

Masa tenisinde pek iyi olmayan Kamil'e Sevim oynamayı öğretir. Daha sonra sırayla hepsi oynamaya başlar. Başta itiraz eden Hayri bile eğlenmeye başlamıştır. Öyle ki herkes yorulup oturduğunda Hayri hala top sektirmektedir. Konu bir anda tekrar futbola gelince Hayri Hale'ye takımın kalecisi olmasını teklif eder. Hale ben bunu biraz düşüneyim der. Hayri Hale düşünürken yeniden masa tenisi oynamak ister. Kim benimle oynamak ister diye sorunca arkadan Basri amca ben der. Hayri Basri amca karşısında başarılı olacağını düşünüp oyuna başlar. Çocuklar bu maç kaçmaz deyip masanın etrafına toplanırlar. Basri amca kimsenin ummadığı kadar iyi bir oyuncu çıkar. Oyunun sonunda Hayri'yi alt edip evine döner. Çocuklar şaşkın şaşkın arkasından bakarken Basri amcanın bu kadar iyi bir oyuncu olacağı aklımıza gelmezdi derler. 

Rafadan Tayfa 37. Bölüm Hikayesi (Çöl Sıcağı)

Rafadan Tayfa Çöl Sıcağı
Rafadan Tayfa Çöl Sıcağı

Rafadan Tayfa Çöl Sıcağı - Rafadan Tayfa
Çok sıcak bir günde Kamil sipariş dağıtmaktadır. Hava o kadar sıcaktır ki Kamil'in elinden yere düşen yumurta bile kaldırımda pişer. Bütün mahalleli evine kapanmıştır. Kamil sıcaktan bitkin bir şekilde yürürken arkadaşları da terasta onu beklemektedir. Hale, Sevim ve Mert terasın üzerine çadır yapıp güneşten korunmaktadır. Aşağıda Kamil'in bitkin bir halde gelmekte olduğunu görünce kağıttan bir şapka yapıp aşağıya atarlar. Kamil şapkayı takınca biraz kendine gelir. Hemen terasa çıkıp kızların verdiği suyu içip serinler. Mert bu sıcakta şapka takmadan dışarı çıktığı için arkadaşına biraz çıkar. Bu sırada Akın elinde bir sürahi buz gibi limonata ile gelir. Herkesin bardağına doldurduktan sonra Hayri nerede diye sorarlar.

Hale dükkana malzeme bırakacaktı ama daha gelmedi der. Tam bu sırada sokağın başında tıpkı Kamil gibi Hayri de bitkin bir şekilde görünür. Sıcakta adım atmaya mecali bile kalmamıştır. Dükkanda baklava yedikten sonra güneşin altına çıktığı için dili damağı kurumuştur. Buna da bir çözüm bulan Mert aşağıya bir şişe su atar. Hayri suyu içince kendine gelir. Sürahilerde su kalmadığını gören kızlar aşağıya su getirmeye giderler. Bu sırada ağzında boş su kabı ile Yumak gelir. Halinden çok susadığı belli olan Yumak'a Akın su verir. Yumak aceleyle suyunu içerken Akın bir anda durgunlaşıp derin düşüncelere dalar. Onun bu halinden habersiz Hayri çok sıkıldığını bu çöl sıcağında terasta mahsur kaldıklarını söyler. Onlar aralarında konuşurken Mert Akın'ın durgun halini görüp neyin var, niye öyle daldın diye sorar. Akın bu gün bu sıcakta bir bardak suyun  ne kadar önemli oduğunu anladım, peki ya bu sıcakta sokak hayvanları ne olacak der. Daha sonra aklına bir fikir gelip bir anda fırlayıp gider. Bir süre sonra elinde bir sürü su kabı ile gelip hadi sokak hayvanlarına su dağıtalım der. Nasıl olsa sizin de oturmaktan canınız sıkılmıştı hem oyalanmış olursunuz der. Kafalarına gazete kağıdından yaptıkları şapkaları takıp sokağa çıkarlar. Mahallede dağılıp her köşeye su kabı bırakıp kovalarla taşıdıkları suyla doldururlar.

Kızlar ellerinde dondurma ile terasa gelirler. Çocukların orada olmadığını görüp sokağa çıkıp beklemeye başlarlar. Bu sırada dondurmalar erimiştir. Nerede olduklarını merak ede dursunlar, sokağın başından sıcakta hayvanlar için iyilik yapmanın haklı gururunu yaşayan Rafadan Tayfa görünür. Kızların yanına gelen tayfa Akın bizlere susuzluğun sadece insanlar için olmadığını hatırlattı. Sokak hayvanları için mahalleye su dağıttık derler. Hale biz de sizin için dondurma getirmiştik ama sıcaktan eridi deyince Hayri bir anda bayılır. Sevim başına güneş geçtiği için bayıldığını zanneder fakat Hayri dondurma yiyemediği için üzüntüden bayılmıştır.

Rafadan Tayfa 36. Bölüm Hikayesi (Rüya Peşinde)

Rafadan Tayfa Rüya Peşinde
Rafadan Tayfa Rüya Peşinde

Rafadan Tayfa Rüya Peşinde - Rafadan Tayfa
Hayri mahallede ağacın altında uykuya dalmıştır. Rüyasında mahallenin boş sokaklarında dolaşıyordur. Akın, Hale ve Sevim'in konuşmalarını duyar fakat kendilerini bir türlü bulamaz. Boş sokaklarda oradan oraya koştururken Karşısında Kamil'i görür. Kamil gözleri kapalı bir şekilde sipariş dağıtmaya çıkmıştır. Hayri sokakta arkadaşına rastladığı için çok mutlu olup yanına gider. Fakat her yaklaştığında Kamil yok olup sokağın diğer tarafında belirir. Bu şekilde Kamil'i yakalamaya çalışır. En sonunda yanına gelip dikkatlice baktığında Kamil gözleri kapalı uyuyordur. Kamil Hayri'ye bir nar verip yeniden kaybolur. Hayri arkadaşının nereye kaybolduğunu merak ede dursun sokağın başından Mert bir yazı tahtasını sürüyerek kendisine doğru getirmektedir. Hayri bu yazı tahtası da neyin nesi diye sorduğunda Mert ben bilmem bu senin rüyan diye cevap verir. Tahtanın üzerinde yarım kalmış matematik işlemleri vardır. Mert tahtayı bırakıp oradan uzaklaşır. İyice kafası karışan Hayri arkasını döndüğünde bu kez de Akın'la karşılaşır. Akın'ın elinde üzeri kapaklı bir tepsi vardır. Hayri demek bana da getirdin der. Akın evet ama yalnız sana değil bütün herkese getirdim der. Hayri tepsidekini çok merak etmiştir. Akın ne olduğunu söylemez fakat paylaştıkça çoğalan bir şey olduğunu söyler. Hayri tam eğilip kapağı açacaktır ki Yumak'ın sayesinde uykusundan uyanır.

Uyandığında yanında Yumak ve Akın vardır. Hayri rüyanın devamını merak ettiği için yeniden uyumaya çalışır. Bir türlü uykuya dalamaz. Bunun üzerine oradan uzaklaşıp sessiz bulduğu her yerde uyuyup rüyasına geri dönmeye çalışır fakat bir türlü başaramaz. Çaresiz tekrar Akın'ın yanına döner. Akın Hayri'nin rüyasını çok merak edince Hayri rüyayı baştan sona anlatmaya başlar. Rüyanın sonunda tepsinin içinde ne olduğunu çok merak etmektedir. Akın biraz düşünüp gördüğü nar, yazı tahtası ve tepsi arasında bir bağlantı olabileceğini, tüm bunların bir şifre olabileceğini söyler. Bu gizemli rüyayı aydınlatmaya kararlı olan Hayri hemen işe başlayıp şifreyi çözmek ister. Akın'ı da alıp soluğu Kamil'in yanında alır. Kamil bakkal dükkanında siparişlerle uğraşıyordur. Çalan telefonların, verilen siparişlerin ardı arkası kesilmez. Akın ve Hayri çaresiz onun işinin bitmesini beklerler. Kamil'in işleri o kadar yoğundur ki bir anda kendini de ona yardım ederken bulur. Hayri en sonunda Kamil'i yakalayıp sipariş biraz beklesin önce beni dinle der. Bu sırada sipariş dağıtmaya çıkan Akın Mert'le birlikte geri gelmiştir. Herkesi bir arada yakalayan Hayri onlara da rüyasını anlatır. O anlatırken arkadaşları gülmeye başlar. Senin rüyanda gördüğün şeylerin sebebini biz nereden bilelim derler. Hayri ısrarla şifreyi çözelim dese de Mert annem aşure yaptı onu dağıtmam lazım gitmeliyim der. Bunun üzerine Kamil mahallede herkesin tepsi tepsi aşure dağıttığını çünkü aşure ayının geldiğini söyler. Bir anda Hayri'nin kafasında bir ışık yanar. Rüyasının anlamını şimdi çözmüştür. Bu rüya aşure ile ilgilidir. Aşurenin üzeri narla süslenip tepsilerle tüm mahalleye dağıtılır. Mert yazı tahtası ne alaka o zaman diye sorunca Hayri aşureyi dağıtmak için bir sistem oluşturduğunu onu da tahtaya yazdığını söyler. Böylece rüyanın sırrı çözülmüştür.

Bir süre sonra meydanda toplanan çocuklar yapılan aşureleri tüm mahalleye dağıtmaya başlarlar. Kimlere verilip verilmediğini belirlemek için yazı tahtasını kullanırlar.

Rafadan Tayfa 35. Bölüm Hikayesi (Anı Rozetleri)

Rafadan Tayfa Anı Rozetleri
Rafadan Tayfa Anı Rozetleri

Rafadan Tayfa Anı Rozeti - Rafadan Tayfa
Kamil Hayri  ve Mert terasta kendileri için özel bir değeri olan rozetlerini parlatmaktadır. Rozet parlatırken Hayri bir anda yemek hayali kurmaya başlar. Arkadaşları onu daldığı hayalden çıkarmaya çalışsalar da bir türlü başaramazlar. Çünkü söz konusu yemekse Hayri her zamanki gibi hayal kurmayı da abartır. Neyse ki Akın'ın gelmesiyle Hayri hayalinden uyanır. Akın burada ne yaptıklarını sorunca rozetlerini parlattıklarını söylerler.

Bu rozetler kendileri için büyük önem taşımaktadır. Örneğin üzerinde kalem resmi olan rozet Mert'e aittir. Bütün bir dönemi tek bir kere uç kırmadan bir kalemle geçirdiği için arkadaşları ona kalem resimli rozet takmıştır. Üzerinde futbol topu resmi olan rozet ise Kamil'indir. Bu rozeti mahallenin gördüğü en hızlı vuruşu yaptığı için kazanmıştır. Topa öyle hızlı vurmuştur ki çarptığı duvar çatlamıştır. Üzerinde biber resmi olan rozet ise Hayri için hem çok güzel hem de çok acı bir anıyı simgeliyordur. Kamil Hayri'nin anısını şöyle anlatır. ''Bir gün mahallede oyun oynarken Hale ve Sevim ellerinde küçük bir torba ile gelirler. Torbanın içinde Sevim'in babaannesinin gönderdiği süs biberleri vardır. Biberler öyle acıdır ki kimse yemeye cesaret edemez. her konuda hemen öne atlayan Hayri ben o biberi yerim deyip eline alır. Yememesi için ne kadar uğraşsak da dinlemez ve ağzına atar. Atmasıyla suratı kıpkırmızı olup, kulaklarından dumanlar çıkar. Böylece Hayri mahallenin en acı biberini yiyen kişisi seçilip bu rozeti almaya hak kazanmıştır'' Akın dinlediklerinden fazlasıyla etkilenir. Artık acı biber yemiyorsundur herhalde diye sorar. Hayri bu hemen gaza gelip ipte asılı süs biberlerinden birini yer ve yeniden bağırmaya başlar. Arkadaşları bir kaç damacana su içirip onu kendine getirirler. Bu sırada Akın üzgün bir şekilde oturmaktadır. Ağabeyleri neden durgunlaştın diye sorarlar. Akın rozetleriniz ve anılarınız çok güzel. Benimde bir rozetim olsun isterdim der.

Aradan biraz zaman geçip tekrardan mahallede toplanırlar. Akın için rozet almayı gerektirecek anıları düşünüp hatırlamaya çalışırlar. Tam bu sırada Hale ve Sevim gelip Akın'a bütün mahalle seni konuşuyor sen neler yaptın böyle derler. Akın söylediklerine bir anlam veremeyip ne yapmışım ben diye sorar. Sevim yolun üzerindeki karıncalar ezilmesin diye onlara borulardan tüp geçit yapmıştın, balkondan düşen kuş yuvasını tek bir yumurtayı kırmadan kurtardın, yan apartmandaki teyzenin kaçan kuşunu yakaladın yetmez mi der. Bunun üzerine Ağabeyleri geçen gün Yumak hasta olduğunda onu kucağında veterinere götürdün derler. Bütün bunlardan dolayı senin içinde bir rozet hazırladık derler. Akın sevinçle rozetini aldığında üzerinde bir köpek patisi resmi görür. Çok mutlu olmuştur. Ağabeyleri hayvanlar için bu kadar duyarlı olduğun için bu rozeti almaya hak kazandın derler.