7 Ekim 2016 Cuma

İstanbul Muhafızları 2. Bölüm Yerebatan Sarnıcı

İstanbul Muhafızları 2. Bölüm - Yerebatan Sarnıcı

Elif, Zeynep, Mehmet ve Ali sabah saat 7'de alarm sesi ile uyanıp buluşurlar. Hep birlikte koca çınara giderler. Çınar bütün ihtişamı ile onları karşılar. Aynı anda ellerini çınara dokundurup içeriye girerler. Koca çınar çocukları Rumeli Hisarı görevinde gösterdikleri başarıdan dolayı tebrik eder. Azmi ve Gürgen'in yeni planlarına karşı dikkatli ve uyanık olmalarını söyler.
Diğer tarafta Gürgen yeni saldırı planı için hazırlık yapmaktadır. Yardımcısı Azmi bu kez nereye saldıracağız diye sorar. Gürgen Yerebatan Sarnıcı diye cevap verir.

Gürgen yine bir gün derste uyuklarken öğretmeni ona Yerebatan Sarnıcını anlatmasını söyler. Dersle alakası olmayan Gürgen biraz düşünüp Beşiktaş'ın eski stadının adıdır diye cevap verir. Bütün sınıf gülerken öğretmeni kızar ve 0 verir. O günden sonra Gürgen Yerebatan Sarnıcına zarar vermeyi kafasına koyar.

İstanbul Muhafızları 2. Bölüm Yerebatan Sarnıcı
İstanbul Muhafızları 2. Bölüm Yerebatan Sarnıcı
Çocuklar çınarın içindeyken alarm gelir. Çınar Gürgen'in harekete geçtiğini, yeni hedefin Yerebatan Sarnıcı olduğunu söyler. Sarnıcı kurtarırken İstanbul'un aziz hatıralarını korumaya dikkat edin der. Çok geçmeden Gürgen ve Azmi Sarnıca gelirler. Zaman kaybetmeden tuzaklarını kurup, insanların dilek için suya attıkları paraları toplamaya başlarlar.

İstanbul Muhafızlarının geldiğini görünce saklanırlar. Çocukların düşmediği tuzağa yakından bakmaya giden Gürgen kendi tuzağına düşüp suya düşer. Daha önce suya attıkları piranalar Gürgeni ısırmaya başlayınca Azminin yardımı ile sudan çıkar.

Etrafta Gürgen ve Azmi'yi arayan İstanbul Muhafızları tuzağa düşer. Gürgen onları bir kafese kapatmayı başarır. Daha sonra Sarnıcın dibini kazıp tamamını suyla doldurmak için kendi yaptığı dev matkabı suyun dibine yerleştirir. Sonra da çocukları orada bırakıp giderler.
Aklına bir fikir gelen Mehmet Zeynep'in yoyosunu alıp matkaba atar. Yoyo matkabın tepesine çarpınca dengesi bozulup infilak eder. Çocuklar kafesten nasıl kurtulacağız diye düşünürken karateci olan Elif bir tekmeyle kapıyı kırar. Gürgen ve Azmi'nin topladığı dilek paralarını tekrar suya atarlar.
Diğer taraftan Gürgen ve Azmi dehlizde yürürken bir anda orayı su basar. Kendi tuzaklarına yine kendileri düşerler. İstanbul Muhafızları yine bir görevi daha başarıyla tamamlarlar.

Rafadan Tayfa 54. Bölüm Hikayesi (Oyun Makinesi)

Rafadan Tayfa 54. Bölüm Hikayesi - Oyun Makinesi

Kamil ve Hayri dükkandan Mertlerin evine kadar soluk soluğa koşup aceleyle zili çalarlar. Mert kapıyı açınca heyecanla geldi mi diye sorarlar. Mert geldi deyince heyecanla salona koşarlar. Merakla bekledikleri şey bir oyun makinesidir.

Rafadan Tayfa 54. Bölüm Hikayesi Oyun Makinesi

Televizyona bağlayıp kollarla oynanan bir makine. Hayri ve Kamil önce ben oynayacağım diye tartışırken Mert iki kol var birlikte oynayın der. İki kafadar zaman kaybetmeden oyuna başlarlar. Kamil Hayri'yi yenmeye başlayınca Mert Hayri’ den kolu alıp devam eder. Kamil onu da yener. Bu sırada ödevlerini bitiren Akın’ da salona gelip kendisi de oynamak ister. Mert kolu Akın’ a verince Akın Kamil'i alt eder. Daha sonra Akın sırayla hepsini yenince Kamil dayanamayıp seni yenebilecek biri var mı acaba diye sorar. Akın beni bir tek Basri amca yenebilir diye cevap verir.

Çocuklar saatlerce oyunun başından kalkmadan turnuvalar yaparlar. Bu böyle günlerce sürer. Oyun konsolunda çeşit çeşit oyunlar vardır. Günlerce oynayıp eğlenirler. Birkaç gün sonra televizyon karşısında oyun oynamaktan uykusuz ve yorgun düşerler. Yine bir gün oyun makinesinde oyun oynarken elektrikler kesilir. Oyuna ara verince hepsinin vücudu uyuşmuş kaskatı kesilmiştir. Yürümeye bile dermanları kalmamıştır. Çaresiz oturup elektriğin gelmesini beklerler. O kadar çok oyun oynamışlardır ki duvarlarda oyunun hayalini görmeye başlarlar.

Beklerken başka bir şeylerle vakit geçirelim diye düşünürler. Bu sırada kapı çalıp Hale ve Sevim gelir. Çocukları sokakta oyun oynamaya çağırırlar. Çocuklar elektrikler gelince oyun makinesinde oynayacaklarını söyleyince Hale ve Sevim aynı oyunların gerçeğini zaten sokakta oynuyorsunuz derler. Çocuklar biraz düşünüp kızlara hak verirler. Boşu boşuna makinenin başında zaman geçirdiklerini anlarlar. Hemen sokağa oyun oynamaya giderler. Hale ve Sevim onları pencereden izlerken elektrikler gelir.

Niloya Denizden Ne Çıkacak Hikayesi

Niloya ve Murat babalarıyla birlikte denize açılıp balık tutarlar. Oltalarını atıp beklerken Murat babasına daha önce balığa çıktığında neler tutmuştun diye sorar. Babası bir keresinde kılıç balığı tuttum, fakat haline üzülüp geri bıraktım der. Kılıç balığı iki kardeşin çok ilgisini çeker. Niloya bir anda kılıç balığı taklidi yapmaya başlar. Hep birlikte gülüp eğlenirken Niloya’ nın oltasına bir şey takılır. Babası oltayı alıp çekmeye başlar. Fakat takılan şey o kadar büyüktür ki bir türlü çekip çıkaramazlar. Niloya acaba takılan şey kılıç balığı mı diye düşünüp bir şarkı söyler.

Oltayı attım denize
Hepsi takıldı peşine
Hamsi tutacağım derken
Kılıçlı balık yiyemem ben
Hamsiyi çok severiz
Her türlüsünü yeriz
Balina mı tuttuk yoksa biz
Hepsini yiyemeyiz
Yunuslar ahtapotlar
Hepsinin evi deniz
Türlü türlü balıklar
Biz hamsiyi severiz

Çocuklar babalarına destek verip hep birlikte oltaya asılırlar. Büyük uğraşlar sonunda nihayet oltayı çekmeyi başarırlar. Çıkan şey karşısında hepsi şaşkına döner. Çünkü bir ayakkabı teki çıkmıştır. Küçük Niloya hiç ayakkabı balığı görmemiştim der. Babası gülerek o balık değil der. Birisi denize ayakkabısını düşürmüş olmalı der. Bunun üzerine Niloya ayakkabıyı alıp ayakkabısını kaybeden var mı diye bağırır. Hepsi birlikte gülmeye başlarlar.
Niloya Denizden Ne Çıkacak Hikayesi

Niloya Denizden Ne Çıkacak Hikayesi - Niloya, abisi Murat ve babası ile teknede balık tutmaktadırlar. Babası geçmişte tuttuğu büyük balıklardan bahseder. Niloya ve Murat çok etkilenir bu anılardan. Bu sırada Niloya’nın oltası ağırlaşır. Belli ki büyük bir balık vardır. Ama çekmesi o kadar kolay değildir. Niloya, abisi ve babası denizde eğlenceli bir macera yaşarlar.

Niloya Karınca Parkı Hikayesi

Niloya kaplumbağa Tospik ile yarış yaparlar. Tospik çok yavaş yürüdüğü için Niloya sıkılıp elma toplayan anne ve babaannesinin yanına gider. Onlara yardım etmek istediğini söyler. Annesi sepeti  alıp elmaları toplayabileceğini söyler. Bu sırada annesi ve babaannesi çok çalışmaktan yorulmuş olacaklar ki yere oturup dinlenirler. Niloya içinden onlara kızar. Elma toplamak carken niye otururlar ki diye düşünür. Elmaları kendi başına toplamaya karar verir. Bu sırada yerde sıra halinde giden karıncaları görür. Karıncalar kış için erzak toplamış yuvalarına doğru gitmektedirler. Niloya onların yorulunca dinlenebilecekleri bir yer yok diye bir karınca parkı yapmaya karar verir ve bir şarkı söyler.

Salıncak kaydırak herkese lazım bir park
Bak orada bir bank
Otur da keyfine bak
Ne de güzel çalıştık
Çalışmaya doyamadık işimize baktık
Ne de güzel başardık
Salıncak kaydırak herkese lazım bir park
Bak orada bir bank
Otur da keyfine bak

Niloya karıncalar için maketlerden bir park yapar. Karıncalar parkı fark etmeden yollarına devam ederler. Niloya hadi bankta biraz dinlenin der. Bu sırada yorgun bir karınca maket bankın üzerine oturur. Daha sonra bankı sırtına yükleyip onu da götürür. Niloya gülerek arkasından bakar. Bu sırada annesi ve babaannesi yeniden elma toplamaya başlarlar. Niloya ‘ yı da yanlarına çağırırlar. Niloya ben karınca değilim biraz yoruldum deyip eve doğru koşar.
Niloya Karınca Parkı Hikayesi

Niloya Karınca Parkı - Niloya elma toplarken, karıncaları fark eder. Hiç durmadan çalışmaktadırlar. Neden dinlenmemektedirler? Niloya karıncaların dinlenmesini ister ve onlara karınca parkı yapar. Bakalım karıncalar bu parkı kullanıp dinlenecek mi?

6 Ekim 2016 Perşembe

Altın Hanım ve Bal Kovanı

Yaz gelmiş, rengarenk çiçekler açmış... Mutlu ormanda yaşayan arılar bal yapmak için çiçekten çiçeğe koşmuşlar. Günlerce o kadar çok bal yapmışlar ki ağaç kovuğundaki kovanları balla dolmuş. Arıların kraliçesi Altın Hanım herkesi etrafına toplamış. Sevgili arılarım! çok çalıştık, kovanımızı balla doldurduk. Bu bal bizim için önemli, bu yüzden kovanımızı korumalıyız. Özellikle de bal yemeyi çok seven ayılara dikkat etmeliyiz, demiş. Altın Hanım konuşmasını bitirince Vızırık diğer arıların arasından geçerek öne doğru atılmış. Peki kovanımızı nasıl koruyacağız? diye sormuş. Altın Hanım, Vızırık’a dönüp cevap vermiş; bütün arılar kovanın önünde sırayla nöbet tutacak. Birileri kovana yaklaşacak olursa  nöbet tutan arı hemen diğer arılara haber verecek. Bunu duyan Vızırık nöbet tutmanın çok eğlenceli olabileceğini düşünmüş. Ben de nöbet tutacağım, diye bağırmış. Sonra da yerde gördüğü sivri uçlu çubuğu almış. Benim adım bal koruyucu Vızırık, deyip çubuğu sağa sola savurmuş. Altı Hanım, dur Vızırık! Bir kaza çıkacak şimdi, tamam sen de nöbet tutacaksın, demiş. O günden itibaren arılar kovanlarının önünde nöbet tutmaya başlamışlar.

Günler geçmiş nöbet tutma sırası Vızırık'a gelmiş. Vızırık kovanın önünde uçuyor, etrafına dikkatlice bakınıyormuş. O sırada bir bozayının oradan geçtiğini görmüş. Altın Hanım'ın söylediklerini düşünmüş, çok heyecanlanmış. Ayının yanına gidip panikle, merhaba! yoksa buraya bal yemeye mi geldiniz? diye sormuş. Aslında bozayı kendi yolunda ilerliyormuş. Ama baldan bahsedildiğini sorunca durmuş. Vızırık'ın ağzından laf alabileceğini düşünmüş. Keşke buralarda bir kovan bal olsa da yesem, demiş yalana  yalana. Vızırık ne yapacağını bilememiş. Birden yok yok! burada bal filan yiyemezsin, demiş. Ben bu ağacın içerisindeki kovanımızı koruyorum. Balımızı yemeyi aklından bile geçirme, diye karşılık vermiş. Böylece bozayıyı oradan uzaklaştırmak isterken heyecandan bal kovanının yerini söyleyivermiş! Demek bu ağacın içinde bal dolu bir kovanınız var, demiş bozayı. Vızırık balın yerini söylediğini fark etmiş. Kekelemeye başlamış. Yani... Şey... İşte ben burada nöbet tutuyorum. Bak ben çok güzel nöbet tutarım haberin olsun, demiş. Ama bal dolu kovanın yerini öğrenen bozayı boş durur mu? Hemen ağaca yaklaşmış. Vızırık'ın, Dur! Ne yapıyorsun? Sana ne dedim ben, demesine aldırmamış. Pençesini ağacın içindeki delikten içeri sokmuş. Kovandaki balı avuçlayarak yemeye başlamış. Bütün arılar, farklı çiçekler aramak için ormanda gezintiye çıktıklarından kovanda bir tek arı bile yokmuş. Vızırık heyecandan onları yardıma çağırmayı bile unutmuş. Bozayıya engel olmak istemiş ama başaramamış. Bu sırada bozayı kovandaki balın çoğunu yiyip oradan ayrılmış. Bozayı gidince Vızırık diğerlerine haber vermiş. Arılar kovana geldiklerinde artık çok geçmiş! Kovanda sadece birkaç damla bal kalmış. Vızırık kovanı koruyamadığı için o kadar üzgünmüş ki! Hepinizden özür dilerim. Kocaman ayıyı karşımda görünce heyecanlandım. Yanlışlıkla ona kovanımızın yerini söyledim. Üstelik kovanımızı koruyamadım, deyip bir köşeye çekilmiş. Vızırık’ın ne kadar üzgün olduğunu gören Altın Hanım, onunla konuşmak için peşinden gitmiş. Vızırık’ın başını okşayarak, heyecan ve panik, hata yapmamıza sebep olabilir  Vızırık. Bu yüzden en zor  zamanlarda bile sakince düşünmeli ve ona göre hareket etmeliyiz. Şimdi üzülmeyi bırakalım da kovanımızı yeniden balla dolduralım, demiş. Vızırık Altın Hanımın sözleriyle rahatlamış. Bal yapma zamanı, diye sevinçle bağırmış. O günden sonra bütün arılar çok çalışıp tekrar bir kovan dolusu bal yapmışlar. Peki en çok kim mi çalışmış? tabii ki Vızırık.
Çizgi Film Hikayeleri
Altın Hanım ve Bal Kovanı

5 Ekim 2016 Çarşamba

İstanbul Muhafızları 1. Bölüm Hikayesi (Rumeli Hisarı)

İstanbul Muhafızları Rumeli Hisarı Hikayesi

Dört arkadaş Elif, Mehmet, Zeynep ve Ali koca çınarın etrafında saklambaç oynarlar. Hepsi aynı anda çınara dokunduklarında kendilerini çınarın içinde bulurlar. Ne olduğunu anlamaya çalışırken çınar konuşmaya başlar. Çocuklar dikkatle çınarın anlattığı hikayeyi dinlerler. "Yıllar önce İstanbul' un bereketli topraklarına bir tohum tanesi olarak düştüm. Büyüdüm ve köklerimi tüm İstanbul'a saldım. Bu şehri korumaya söz verdim. Bu görevde bana yardım eden bir çok arkadaşım oldu. Şimdiki yardımcılarım da sizlersiniz çocuklar" der. Çocuklar merakla bu şehri kimden koruyacağız diye sorarlar. Çınar Gürgen ve Azmi’den der.

Gürgen astronot olmak istemektedir. Fakat tarih dersinden bir türlü mezun olamadığı için mezun olamamıştır. Bu yüzden İstanbul’ un tarihi yapısına zarar vermeyi kendine görev edinir. Öğretmeni derste Rumeli Hisarının tarihteki önemini anlatmıştır. Gürgen Rumeli Hisarını yok edip tarihten silmek ister. Bunun için bir plan yapıp yardımcısı Azmi ile harekete geçerler.
İstanbul muhafızları yeni görevlerinde çınara yardım etmek için gönüllü olurlar. Bu sırada bir alarm sesi gelir. Gürgen Hisarı yok etmek için işe koyulmuştur.

İstanbul Muhafızları Rumeli Hisarı
Rumeli Hisarı boğazın en dar yerinde bulunan muhteşem bir yapıdır. Fatih Sultan Mehmet tarafından düşman gemilerinin boğazdan geçişini engellemek için yaptırılmıştır. Gürgen ve Azmi Hisarın burçlarına çıkıp oradaki topları incelerken İstanbul muhafızları gelir. Azmi ve Gürgen kaçmaya başlarlar.

Gürgen bir tekneye binip kaçarken Azmi’ ye kendisinin önceden yapıp ayarladığı mancınıkları fırlatmasını söyler. Gürgen’ e göre biraz saf olan Azmi mancınıklara doğru koşar. İstanbul muhafızları da peşinden koşar. Azmi mancınığın ateşleme düğmesini bir türlü bulamaz. Akılları sayesinde bu görevi başarabileceklerini bilen çocuklar Azmi’ ye seslenip sana yardım edebiliriz derler. Azmi yardımı kabul eder. Çocuklar mancınığın yönünü denize doğru çevirip ateşleme düğmesini Azmi’ ye gösterirler. Azmi telsizle Gürgen ‘ den gelen ateşle emrine uyup düğmeye basar. Basmasıyla mancınığın ucundaki top havalanıp denizin ortasındaki Gürgen’ in teknesine düşer. Su alan tekne batmaya başlar. Görevi başarıyla tamamlayan çocuklar çınarın yanına geri dönerler.

Rafadan Tayfa 53. Bölüm Hikayesi (Zaman Tüneli)

Rafadan Tayfa Zaman Tüneli Hikayesi

Hayri, Mert ve Akın Kamil’e sürpriz bir doğum günü kutlaması hazırlamaktadır. Bu sefer ki sürpriz biraz farklıdır. Mahallenin ortasına çarşaflardan bir zaman tüneli yaparlar. Akın uzaktan Kamil’in geldiğini haber verince herkes yerini alır.

Rafadan Tayfa Zaman Tüneli

Akın Kamil’in yolunu kesip bu bölgede gizli bir araştırma olduğunu, araştırma yöneticisinin de Hayri olduğunu söyler. Hayri zamanda yolculuk başvurusu için Kamil’e bir takım sorular sorar. Daha sonra zamanda yolculuğa hazırsın deyip üzeri çarşafla örtülü olan, el arabasından yapılmış zaman makinesini gösterir. Neler olduğuna bir anlam veremeyen Kamil şaşkınlığını saklayamaz. Hayri Kamil’i zaman makinesine oturtup başına karton kutudan yapılmış başlığı takar. Diğer başlığı da kendi başına takınca zamanda yolculuğa hazırdırlar.

Çarşaflardan yaptıkları koridorlarda (zaman tüneli) gezintiye çıkarlar. İlk önce milyonlarca yıl öncesine ilk insanların yaşadığı döneme giderler. İlk insanlar ( Akın ve Hale ) tarımı keşfedip buğday öğütmektedirler. Hayri şu anda önemli bir ana tanıklık ediyoruz der. Bu sırada maketten yapılmış bir Mahmut onlara saldırır. Onlarda ilkel okları ile ona karşı koyarlar. Hayri ve Kamil zamanda yaptıkları yolculuğa devam ederler. Koridorlardan geçip farklı zaman dilimindeki olaylara tanıklık ederler. Hayri zaman tünelinde Kamil’i gezdirirken bir şarkı söyler.

Hayri'nin Zaman Tüneli Şarkısı
Tarihteki hiç bir olay bulmadı kolay kolay,
Yazı rakam hepsi kitap bunlarsız eksik hayat,
Kağıt pusula ve para derken yelken aç suya,
Merak ettik ve keşfettik bilim doğdu sonunda,
Hazer’ le çözdük cebiri sıfıra bir rakam dedik,
Musiki ve geometri Farabi ile bilendik,
Yolculuk epey uzun haydi koltuğa tutun,
Zamanda yolculuk budur aç gözünü biraz düşün,
Tıp gelişti sonunda öncüsü İbni Sina,
Fizik optikle değişti Galileo göğe bakınca,
Piri Reis denizlerde dünya harita üstünde,
Mimar Sinan büyük usta eserleri her yerde,
Tarih bitmez anlatmakla merakla bak kitaplara,
Daha nice gelişmişler senin keşfini bekler,
Ezberlerden sakın olma tek çıkar yol araştırma,
Zaten yakışan budur her zaman yolcusuna,
Rafadan Tayfa Gazetesi

Zaman yolculuğunun sonunda bütün arkadaşları onu karşılar. Hayri son bir yolları kaldığını söyleyip bir hafta öncesine giderler. Kamil doğum gününde memlekette olduğu için doğum gününü kutlayamamışlardır. Akın’ın fikriyle zaman tüneli yapıp Kamil’in doğum gününü kutlarlar.