2 Temmuz 2016 Cumartesi

Rafadan Tayfa 27. Bölüm Hikayesi (İz Peşinde)

Rafadan Tayfa İz Peşinde
Rafadan Tayfa İz Peşinde
Mert sokakta yürürken Basri amcanın bahçesinden gelen seslere kulak verir. Basri amca bahçesini darmadağın eden Kamil ve Hayri'ye kızmaktadır. Bahçenin her tarafı dağılmış, masanın üzerindeki dut pekmezi yerlere dökülmüş, iplerde asılı olan biber kuruları yerlere saçılmıştır. Çocuklar ısrarla bunları kendilerin yapmadığını söyleseler de Basri amca bir türlü ikna olmaz. Mert daha fazla dayanamayıp yanlarına gelir. Basri amcaya arkadaşlarına çok güvendiğini söyleyip onları savunur. Basri amca sen onların avukatı mısın? diye çıkışınca Mert'den güç alan Hayri evet o bizim avukatımız der. Mert o sözün okul bittikten sonra geçerli olduğunu söyler. Basri amcaya olayı araştırıp gerçeği bulacağına dair söz verir. Basri amca eğer olayı çözerseniz sizi affederim deyince çocuklar sevinçle birbirlerine sarılırlar.

İki kardeş Mert ve Akın olayı aydınlatmak için kolları sıvarlar. Mert olayı baştan anlatın diye Hayri ve Kamil'e sorar ve anlatılanları not almaya başlar. Hayri olayı şöyle anlatır. '' Sabah mahalledeki büyük duvarın önünde sözleştiğimiz gibi Rüstem abiyi bekliyorduk. Beklerken biraz eğlenmek için duvara resimler çizmeye başladık. Tam Basri amcanın resmini çizmiştik ki arkamızda kendisini gördük. Pazara gidiyordu. Bize duvarı çizdiğimiz  için kızdı. Tam bu sırada Rüstem abi boya malzemeleri ile yanımıza geldi.'' Hayri'nin anlattıklarından olayın öğlen vaktinde olduğunu çıkaran Mert bunun önemli olabileceğini düşünür. Bu sırada Akın elinde bir biber kurusu ile koşarak  yanlarına gelir. Onu sokağın köşesinde bulduğunu, bahçeyi dağıtan her kim ise daha sonra dışarıya çıkmış olabileceğini düşünür. Bunun üzerine Kamil olayın devamını anlatmaya başlar. ''Biz mahalledeki duvarı boyamaya devam ederken Hale ve Sevim bize Fatma ninenin yaptığı ekmek arası köfteleri getirdiler. Ekmekleri yanımıza bırakıp gittiler. Tam yiyecektik ki Yumak ekmeklerden birini alıp kaçtı. Bütün mahallede onu kovalayıp durduk. Sonra da soluğu Basri amcanın bahçesinde aldık. Kesin bu işi Hale ve Sevim yapmıştır.'' Kamil'in anlattıklarını dikkatle dinleyen Mert ve Akın bunu kızların yapmasının mümkün olamayacağını düşünürler. Olayı iyice irdeleyen Mert ve Akın veriler toplamaya, bir takım hesaplamalar yapmaya başlarlar.

İşlerini bitirdiklerinde Basri amcanın bahçesinde toplanıp ufak bir mahkeme kurarlar. Basri amca gerçeği bulabildiniz mi diye sorar. Mert olay sırasında Hayri ve Kamil'in bahçede olmadıklarına dair kanıtlarının olduğunu söyler ve devam eder. ''Sizin pazara giderken adımlarınızı ölçüp hesapladık. Pazara gidip tekrar dönüşünüz tam bir saat on dakika sürdü. Bu da Kamil ve Hayri'nin duvarı boyamasıyla aynı süre. Yani siz pazardan geldiğinizde onların duvarı bitirip bahçeyi dağıtmaya zamanları kalmadığı anlamına gelir.'' Basri amca o zaman bahçeyi kim dağıttı diye sorunca Mert onu henüz bulamadıklarını söyler. Bu sırada Akın Yumak'ın tasmasında biber kurusu parçası bulup, buldum diye bağırır. Akın tüm olayı çözmüştür. Olayı şöyle anlatmaya başlar. ''Yumak ipte asılı olan biber kurularıyla oynarken ip kırılır ve çeker. Çekerken masanın üzerindeki pekmez kavanozlarınını kaydırıp yere düşürür. Pekmezlerin üzerine basınca patilerine yapışır. Bu sırada köfte ekmek kokusu alıp Hayri ve Kamil abimin yanına gider. Tabi patilerine yapışan pekmez her yere iz bırakır. Köfte ekmeklerden birini alıp bahçeye kaçar. Kamil ve Hayri abim peşinden bahçeye gelir. Tam bu sırada siz pazardan dönünce etrafı onların dağıttığını zannedersiniz.'' Akın olayı aydınlatınca çocuklar sevinçle birbirlerine sarılıp zıplamaya başlarlar. Basri amca hiçbir şey demeden içeriye gider. Çocuklar onun bu tavrına çok şaşırırlar. Bir süre sonra Basri amca elinde koca bir tabak dolusu katmer ve çökelekle gelir. Sizi tedirgin ettiğim için özür dilerim der. Bu ikrama en çok Hayri sevinir.

30 Haziran 2016 Perşembe

Maşa ile Koca Ayı Büyük Süpürme

Maşa ile Koca Ayı Büyük Süpürme
Maşa ile Koca Ayı Büyük Süpürme
Maşa hayvan dostları ile birlikte ormanda hokey oynamaktadır. Kaybettiğini anlayınca kızıp bir kütüğün üzerine oturup somurtmaya başlar. Sahada tek kalan tavşan sürekli gol atıp kazanır. En sonunda disk çalıların arkasına kaçar. Maşa onu getirmek için peşinden gider. Çalıları araladığında ağaca yaslanmış kocaman bir süpürge görür. Tam da aradığım şey diye düşünüp alır. Maşa elinde süpürge ile gelip tavşana korktun mu yoksa diye göz dağı verir. Daha sonra sahada ne var ne yok süpürerek diski kaleye atmaya başlar. Süpürge sayesinde peş peşe sayılar alır. En sonunda maçı kazanır. Şimdi ne yapabilirim diye düşünürken aklına Koca Ayıya gitmek gelir. Süpürgenin üzerine binip hadi beni Koca Ayının evine götür der. Süpürge bir anda havalanıp çok hızlı uçmaya başlar. Maşa korkmaya başlayınca süpürgeye dur ve daha yavaş uç diye komut verir. Bu sefer süpürge daha yavaş bir şekilde uçmaya başlar. Süpürgenin üzerinde eğlenerek Koca Ayının evine gelir. Pencereden uyuyan Koca Ayıya dokunup saklanır. İyice sinirlenen Koca Ayı Maşa'yı süpürgesinden yakalar. Süpürge uçmaya başlayınca ucunda savrulup durur. En sonunda eli kayınca aşağıya doğru düşmeye başlar. Arkadaşının tehlikede olduğunu gören Maşa süpürgeyle uçup onu düşmeden yakalar. Tekrar bahçede Maşa'yı kovalamaya başlar. İyice yorulan Koca Ayı içeriye gidip çay içmek ister. tam çayını yudumlarken Maşa arkadan süpürge ile vurup ben de çay istiyorum der. iyice sinirlenen Koca Ayı onu yeniden kovalamaya başlar. Bu sırada evin her yeri darma dağın olmuştur. Koca Ayı bir kitaplığın üzerine düşer. Bu sırada kafasına düşen bir kitapta cadı süpürgesi hakkında bir yazı görür. Süpürgeyle uçan herkesin çirkin bir cadıya dönüştüğünü okuyup Maşa'ya söyler. Maşa koca burunlu bir cadıya dönüşmekten korkup süpürgeden iner. Fakat süpürge Maşa'yı bir türlü bırakmaz her seferinde tekrar üzerine alır. Maşa süpürgeden kurtulmak için Koca Ayıdan yardım ister fakat ayı kendisini sinirlendirdiği için ona yardım etmek istemez. Bu sırada gök yüzünde uçmakta olan bir süpürge sürüsü görürler. Maşa'nın süpürgesi de onlara katılıp gidince Maşa kurtulur. Maşa bir daha uçmak yok deyince Koca Ayı mutlu olur.

Maşa ile Koca Ayı Bu İş Böyle Yapılır

Maşa ile Koca Ayı Bu İş Böyle Yapılır
Maşa ile Koca Ayı Bu İş Böyle Yapılır
Koca Ayı evinin önünde bahçesini sularken oradan geçmekte olan dişi ayıyı görür. Hemen içeriye gidip gitarını getirir. Çalmaya başlayınca dişi ayı önce mest olup dinler daha sonra arkasını dönüp gider. Koca Ayı üzgün bir şekilde arkasından baka kalır. onun üzgün olduğunu gören Maşa peşinden içeriye gelir. Koca Ayı üzüntüsünden ne bulsa yemeye başlar. Gidişatın iyi olmadığını gören Maşa kolları sıvar. Gitarın bozuk olduğunu düşünen Maşa kilerden alet edevat getirir. Bu sırada Koca Ayı koltuğun üzerinde duran gitarın üzerine oturup kırar. Maşa gitarı alıp işe koyulur. 

Koca Ayı koltukta oturup ha bire bir şeyler yerken Maşa seri bir şekilde çalışıp işini bitirir. Eski gitarı yep yeni bir elektro gitara çevirip, kendisine de bir kıyafet diker. Koca Ayının karşısına çıkıp bu iş böyle yapılır der. Gitarı çalmaya başlayınca Koca Ayı onu kapının önüne koyar. Maşa ormana gidip gitar çalmaya devam eder. Gitarından öyle tiz bir ses çıkıyordur ki ormandaki bütün hayvanlar onu kovalarlar. En sonunda ormanda bulduğu bir kameraya kendini kaydedip onu heyecanla Koca Ayıya getirip izletir. Ormandaki diğer hayvanlar da enstrümanları ile kendisine eşlik etmiştir. Koca Ayının neşesi yerine gelmiştir artık. Akşam olunca bahçeye bir sahne kurup birlikte çalmaya başlarlar. Oradan geçmekte olan dişi ayı onları görüp dinlemeye başlar. Yine başta çok beğenerek dinler fakat sonra Koca Ayı coşup farklı bir tarzda çalınca dişi ayı tekrar çekip gider. Maşa kendi kendine bu Koca Ayıya yeni bir şeyler öğretmek çok zor der.

29 Haziran 2016 Çarşamba

Niloya Yumurta Hikayesi

Niloya Yumurta Hikayesi
Niloya Yumurta Hikayesi
Niloya sabah ailesi ile birlikte kahvaltı yaparken annesi kümesten gelip bugün tavuğun çok huysuz olduğunu yumurtasını vermemek için üzerine atladığını söyler. Niloya sen merak etme anneciğim ben gidip yumurtaları toplarım deyip yerinden fırlar. Ağabeyi de peşinden gider. Niloya usul usul kümese girer. Sarı kanatın orada olmadığını görünce rahat bir nefes alıp yumurtaları toplamaya başlar. Tam bu sırada Sari Kanat arkasından gelip onu gagalar. Niloya onu önce arkasından gelen ağabeyi zanneder. Arkasını döndüğünde Sarı Kanat'la karşılaşınca bir anda korkup kaçmaya başlar. Ağabeyi onu dışarıda beklemektedir. Hadi vazgeçelim bugün yumurta yemesek de olur der fakat Niloya'nın vazgeçmeye niyeti yoktur. Bir plan yapıp ağabeyinden yardım ister. Onlar hazırlıklarını yapa dursun Nioya bir şarkı söylemeye başlar.

Yumurtalar olunca hemen seslenir bize
Gıt gıt gıt gıt gıdak, gıt gıt gıt gıdak
Yanına gelince hiç yumurta vermez bize
Gıt gıt gıt gıt gıdak, gıt gıt gıt gıdak
Her sabah kahvaltıda yumurta pişirir yeriz
Doyum olmaz tadına her türlüsünü severiz
Yumurtalar olunca hemen seslenir bize
Yanına gelince hiç yumurta vermez bize
Gıt gıt gıt gıt gıdak, huysuz tavuk ne olacak
Gıt gıt gıt gıt gıdak, gıt gıt gıt gıdak

Niloya ve ağabeyi Tosbik'in üzerine tavuk tüğleri yapıştırıp onu tavuğa benzetirler. Tosbik'i kümesi önüne koyup ağabeyi arkadan tavuk gibi gıdaklamaya başlar. Sarı kanat Tosbik'i önce tavuk zannedip dışarıya çıkar. Sonra da onun tavuk olmadığını anlayıp bahçede kovalamaya başlar. Fırsattan istifade Niloya kümese girip yumurtaları toplar. Evi getirdikleri yumurtaları annesi pişirip afiyetle yerler. Babası yumurtaları nasıl aldınız diye sorunca Niloya onlara yaptıkları planı anlatıp çok eğlenirler.

Niloya Zambak Hikayesi

Niloya Zambak Hikayesi

Niloya Zambak Hikayesi
Niloya Zambak Hikayesi
Niloya'nın annesi ve babaannesi güneşli bir bahar gününde bahçeye birbirinden güzel mis kokulu çiçekler dikerken, Niloya ve ağabeyi etrafta oyun oynamaktadır. Babaannesi zambakları çok sevdiğini dermanı olsa ormandan biraz zambak toplayıp bahçeye dikmek istediğini söyler. Konuşulanlara kulak misafiri olan Niloya hemen atlayıp isterseniz ormandan zambak toplayabilirim der. Ağabeyi ile birlikte annesinden izin alırlar. Bu sırada arkadaşı Mete'de gelir. Niloya onu da çağırır. Tam giderken dedesi kucağında bir keçi ile gelir. Niloya ormana zambak toplamaya gideceklerini söyleyince dedesi keçiyi de götürün o da orada karnını doyurur. der. Niloya yine hayal alemine dalıp bir şarkı söyler.

Gül, lale, menekşe mis gibi kokar bahçelerde
Papatya ve zambak arılar yuva yapacak
Çiçekler ne kadar güzel ne kadar hoş masal gibi
Hepsi bir başka kokar, hepsi rengarenk açar
Süslerler dünyamızı
Çiçekler ne kadar güzel ne kadar hoş masal gibi
Hepsi bir başka kokar, hepsi rengarenk açar
Süslerler dünyamızı

Bu sırada üç kafadar ve keçi ormana gelimiştir. Keçi ilk gördüğü laleleri yemeye başlar. Niloya onu çekip çimenleri yiyebilirsin, çiçekleri değil der. Keçi yönünü değiştirip az ilerideki çalıların arkasına kaçar. Oradan bir takım sesler gelince Mete korkup gidelim diye tutturur. Niloya keçiyi aldıktan sonra gidebiliriz der ve bütün cesaretini toplayıp çalıların arasından kaybolur. Ağabeyi ve Mete korkarak arkasından bakakalırlar. Niloya çalıların arkasına geçtiğinde keçinin yanında bir sürü zambak görür. Zambakları buldum diye diğerlerine seslenir. Hepsi birlikte zambakları toplayıp eve götürürler. Babaanne mis gibi kokan zambakları bahçeye dikip çocuklara teşekkür eder. Sevimli keçi etrafta koşturup zambakları yemek ister. Niloya sakın onlara dokunma diye peşinden koşarken ayağı taşa takılıp düşer. Keçi yanına gelip yüzünü yalayınca herkes mutlulukla gülmeye başlar.

Niloya Paten Hikayesi

Niloya Paten Hikayesi

Niloya Paten Hikayesi
Niloya Paten Hikayesi
Niloya arkadaşı ve ağabeyi okul bahçesinde paten kayarken kenardan onları izlemektedir. Onun köşede tek başına seyrettiğini gören ağabeyi yanına gelip sende bizimle kay der. Niloya bunu nazik bir şekilde reddeder. Daha sonra arkadaşı da gelip ısrar eder. Niloya tekrar kaymayı reddedince arkadaşı gülerek korkuyor musun? yoksa der. Niloya biraz kızarak korkmadığını söyler fakat kaymayı bilmediği için gerçekte biraz korkmaktadır. Israrlara dayanamayınca ayağa kalkıp kaymayı dener. İlk denemesinde dengesini kaybedip yere düşer. Ağabeyi ve arkadaşı yanına gelip kaldırmak isterler. Niloya kendi kendine kalkıp tekrar kaplumbağa Tosbik'in yanına oturup hayal kurmaya başlar. Hayalinde Tosbik'le birlikte başarılı bir şekilde paten kaymaktadır. Bu sırada bir de şarkı söyler.

Patenini tak ayağına, arkadaşını al yanına
Önlemini al düşersen üzülme
Öyle hemen koşmaya çalışma
İleriye bak ufak adımlar at
Koşmaya başla artık yavaş yavaş
Durma durma paten var ayağında
Durma durma yollar arkadaş sana
Durma durma paten var ayağında
Durma durma rüzgar arkadaş sana

Niloya hayalinden uyanınca cesaretini toplayıp kaymayı dener. Ufak adımlarla ilerlemeye başlar. Arkadaşları tahtadan yaptıkları kaydıraktan atlamaktadır. Niloya'ya da atlamasını söylese de Niloya tehlikeli gördüğü için oradan atlamak istemez. Daha sonra paten alanına bisikletleri ile giren iki çocuk tahta kaydıraktan atlamak üzereyken Niloya kaydırağın önünde Tosbik'i görür. Dostunun zarar görmemesi için bütün cesaretini toplayıp kayarak gider ve Tosbik'i kurtarır. Ağabeyi ve arkadaşı bu hareketi nasıl yaptın bize de öğret deyince Niloya bu hareketin adı sevgi ve dostluk der ve Tosbik'i de alıp dinlenmeye gider. Arkadaşları arkasından şaşkınlıkla bakakalırlar.

Niloya Hoh Hikayesi

Niloya Hoh Hikayesi

Niloya Hoh Hikayesi
Niloya Hoh Hikayesi
Niloya o sabah sevinçle koltukta oturan annesinin kucağına atlayıp kendisi için yazdığı şiiri okumak ister. Sabah kalktığında dişlerini fırçalamadığı için ağzı çok kötü kokmaktadır. Annesi şiiri sabırla dinler fakat kokudan da bir hayli rahatsız olmuştur. Kızına bu sabah dişlerini fırçalamadın mı diye sorar. Niloya yapacak çok işi olduğu için fırsat bulamadığını söyleyip bahçeye çıkar. Bahçede kaplumbağası Tosbik'i görüp ona da şiir okumak ister fakat Tosbik kokuya dayanamayıp kabuğuna çekilir. Sonrada hızla kaçıp uzaklaşır. Neler olduğunu anlamayan Miloya bu sefer de keçiye şiir okumak ister. Keçi de arkasına bakmadan kaçar. Niloya şiirini beğenmediği için kaçtığını düşünüp arkasından seslenir fakat keçi dönmez.Daha sonra bahçede top oynayan ağabeyi ve Mete'nin yanına gidip şiir okumak istediğini söyler.  Çocuklar buna çok memnun olup dinlemeye başlarlar. Niloya şiirine başladığında ikiside kokuyu duyup rahatsız olur. Öyle ki Mete kokudan bayılır. Ağabeyi şiirlerine diyecek yok ama ağzında kötü bir koku var deyince Niloya, birkaç günden beri dişlerini fırçalamadığını söyler. Herkesten özür dileyip dişlerini fırçalamaya gider. Bu sırada bir şarkı söyler.

Temiz kokmak istiyorsan
Bir aşağı bir yukarı
Fırçala fırçala temizle dişlerini
Her yemekten sonra sağlıklı olmak istiyorsan
Fırçala fırçala temizle dişlerini
Fırçala fırçala fırçala dişlerini

Annesi, ağabeyi, Mete ve Tosbik bahçedeyken Niloya yanlarına gelip tekrar şiir okumak istediğini söyleyince herkes önce bir tedirgin olur. Niloya yanlarına gelip ''hoh'' yapınca herkes rahat bir nefes alır. Dişlerini fırçaladığını söyler. Ağabeyi o zaman artık şiirini oku da dinleyelim der. Niloya neşe içinde şiirini okur. Herkes çok beğenir.

Niloya Domates Hikayesi